Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi - Kapu Camii Vaazları - 7.Bölüm
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin Kapu Camii vaazlarının bu yedinci bölümü, Rebiülevvel ayı münasebetiyle Peygamber Efendimizden bahsederek açılıyor ve yarım kalan Cibrîl hadisinin tamamlanmasıyla devam ediyor. Vaazın ana ekseni şudur: Hak ile bâtılın mücadelesi tarih boyunca sürmüştür, dünya bir imtihan yeridir ve son hüküm mahkeme-i kübrâda verilecektir.
Hak ile bâtılın kesintisiz mücadelesi
Hocaefendi, peygamberler tarihinden örnekler vererek başlıyor. Hz. Nûh'un uzun yıllar süren daveti ve az sayıda insanın iman etmesi, Hz. İbrahim'in ateşe atılması ve ateşin serin ve selâmet kılınması anlatılıyor. Buradan çıkarılan ders, hakkın temsilcilerinin her devirde bir imtihandan geçtiği, "hak geldiğinde bâtılın yok olup gideceği" mealindeki ayetin ise nihai neticeyi haber verdiğidir.
Dünya bir imtihan yurdudur
Vaazda, zaferlerin ve sıkıntıların insanlar arasında dönüp durduğu, kimi zaman ilerleme kimi zaman gerileme yaşandığı hatırlatılıyor. Hocaefendi bunun bir imtihan olduğunu, asıl sorunun kimin sebat edip mücadelesini sürdüreceği olduğunu ifade ediyor. Bu bahsi, hayatını tesadüfe bırakmayan, bir gayesi ve davası olan insanın hâliyle karşılaştırarak anlatıyor.
Mahkeme-i kübrâ ve azaların şahitliği
Vaazın en etkileyici bölümü, kıyamet gününe dair olanıdır. Hocaefendi, o gün hükmün en âdil hüküm sahibi tarafından verileceğini, şahitlerin ise insanın kendi azaları olacağını anlatıyor: gözün baktığına, elin tuttuğuna, ayağın gittiğine şahitlik edeceği bildiriliyor. Dilin konuşmasının bile ilahi izinle olduğunu, konuşamayan çocuklar örneğinden hareketle açıklıyor.
Kelime-i tevhidin ağırlığı
Vaazda, hadis kaynaklarında yer alan ve halk arasında "bitâka" kıssası olarak bilinen anlatım naklediliyor. Rivayet edildiğine göre günah defterleri kabarık bir kul huzura getirilir; ancak ihlasla söylenmiş bir kelime-i tevhidin bulunduğu küçük bir kâğıt terazinin diğer kefesine konulunca ağır basar. Hocaefendi bu rivayeti, tevhidin gönülden ve gözyaşıyla söylenmesinin değerini anlatmak için aktarıyor.
Cibrîl hadisi ve namazın yeri
Vaazın sonunda, Cebrail Aleyhisselam'ın insan suretinde gelip Efendimize İslam'ı sorduğu meşhur hadis ele alınıyor. Verilen cevapta kelime-i şehadetin ardından namazın zikredildiğine dikkat çeken hocaefendi, konuyu namaza bağlıyor. Namazın dinin direği olduğunu bildiren rivayeti, çadırın orta direği benzetmesiyle açıklıyor: direk çekildiğinde çadır nasıl yere serilirse, namaz terk edildiğinde de kişinin dini aynı hâle gelir. Vaaz, kelime-i şehadetin topluca söylenmesi ve dua ile tamamlanıyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.