Ümmetin Hayırlıları-2 - Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, hadis-i şeriflerde "ümmetin hayırlıları" olarak tarif edilen kişileri, halleri ve amelleri okumaya devam ediyor. Sorunun cevabı basit değil: Hayırlı insan kimdir, bir ömür nasıl hayırlı bir ömre dönüşür?
Hayırlı Ümmet Olmanın Şartı
Hocaefendi, Kur'an-ı Kerim'de bu ümmetin insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmet olarak nitelendiğini hatırlatarak başlıyor. Ancak bu vasfın şartsız verilmediğini vurguluyor: ayette hayırlı ümmet olmanın gerekçesi olarak iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak zikrediliyor. Buradan hareketle bencil, çevresiyle ilgilenmeyen ve ümmetin derdiyle dertlenmeyen bir insanın hayırlı çizgide sayılamayacağını ifade ediyor. Mümin, etrafına rahmet olacak bir varlıktır; "bana ne" diyen bir insan olamaz.
Görüldüklerinde Allah Hatırlanan İnsanlar
Sohbette, Allah'ın velilerinin kimler olduğu sorusuna verilen cevap aktarılıyor: görüldükleri zaman Allah'ı hatırlatan kimseler. Hocaefendi bunu, halleri ve amelleriyle insanlar arasında yıldız gibi olan büyük zatlar diye açıklıyor ve her beldenin böyle simaları bulunduğunu, ömrünü kulluğa adamış olanların bakışta bile insana Rabbini hatırlattığını söylüyor.
Tevekkül ve Selman-ı Farisi Örneği
Hocaefendi, Allah'a tevekkül eden kimseye Allah'ın kâfi geleceğini bildiren ayeti hatırlatıyor. Bu bahiste Selman-ı Farisi'nin hayatına dikkat çekiyor: valilik makamında bulunduğu hâlde kılığından bunun anlaşılmadığı, sade bir hayat yaşadığı anlatılıyor. Buradan çıkardığı ders şu: bir işin gerçekleşmesini isteyen kimse, onu ihlas ve samimiyetle Rabbine havale etmelidir; gecikse bile karşılığı en güzel şekilde verilir.
İlminden İstifade Edilen ve Malayaniyi Terk Eden
Hocaefendi, ümmetin hayırlıları arasında konuştuğunda ilmiyle insanı Allah'a yaklaştıran kimselerin de sayıldığını aktarıyor. Bunun devamında, kişiyi ilgilendirmeyen şeyleri terk etmenin Müslümanlığın güzelliğinden olduğunu bildiren rivayete geçiyor. Boş konuşma ve gereksiz meşguliyetin ömrü tükettiğini hatırlatıyor.
Çarşıdan Mescide
Sohbetin son bölümünde, mekânların en hayırlısının mescitler, en sıkıntılısının ise alışveriş yerleri olduğunu bildiren rivayet ele alınıyor. Hocaefendi bunun çarşıya hiç gitmemek anlamına gelmediğini, zaruri miktarda bulunulup işin görülmesi gerektiğini söylüyor. Özellikle emekli kardeşlerine tavsiyesi şu: kuşluk vaktinde mescide gelip Kur'an okumak, öğle ile ikindi arası tekrar okumak, ümmet için dua edip istiğfarda bulunmak ve akşam evine dönmek. Mescitte bulunmayı Allah'ın evinde misafir olmak diye tarif ediyor. Sohbet, gelecek hafta kaldığı yerden devam edileceği sözüyle bitiyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.