Gıybet ve Laf Taşımak | Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, birkaç haftadır devam eden dil konusunu gıybet ve laf taşımak üzerinden sürdürüyor. Gıybetin neden büyük günahlardan sayıldığını, mahşer gününde kul hakkının nasıl ödeneceğini ve müminin dilini, gözünü, kulağını nasıl koruması gerektiğini anlatıyor.
Organlar Dile Yalvarır
Hocaefendi daha önce aktardığı bir hadisi hatırlatıyor. Rivayet edildiğine göre sabah olduğunda bütün organlar dile, "Bizim hakkımızda Allah'tan kork, doğru ol; sen doğru olursan biz de doğru oluruz, sen eğrilirsen sıkıntıyı hep beraber çekeriz" diye yalvarırlar. Konunun önemi sebebiyle ilerleyen haftalarda yemin ve laf taşıyıcılık (nemime) gibi dille ilgili başka meselelerin de ele alınacağını belirtiyor.
Gıybet Büyük Günahtır
Hocaefendi âlimlerin gıybetin büyük günah olduğunda hemen hemen ittifak ettiğini söylüyor. Müfessir İmam Kurtubi'nin gıybetle ilgili ayeti tahlil ederken bu konuya geniş yer verdiğini aktarıyor. Ebu Davud'un Sünen'inde rivayet edilen bir hadise göre, bir Müslümanın şahsiyetine ve onuruna haksız yere dil uzatmak büyük günahlardandır. Gıybetin tarifi de budur: bir müminin arkasından, onun hoşuna gitmeyecek bir şeyi söylemek. Videoda, Kur'an'daki "Birbirinizin gıybetini yapmayın" emri hatırlatılıyor.
Mahşerde Kul Hakkının Hesabı
Sohbetin etkileyici bölümlerinden biri, mahşerdeki hesap sahnesi. Hocaefendinin aktardığına göre o gün para, altın, senet ya da çek geçmez; geçerli olan yalnızca kabul olunmuş amellerdir. Başkalarına hakaret eden, zulmeden, malını alan kimsenin kabul olunmuş namazı, orucu, sadakası hak sahiplerine dağıtılır. Ameller bittiğinde ise alacaklılar sırada beklemeye devam eder.
Kötü Çığırın Vebali
Hocaefendi, bir kötülüğün başlatıcısının o kötülük sürdükçe vebal taşımaya devam ettiğine dikkat çekiyor. Rivayete göre yeryüzünde haksız yere dökülen her kandan, bu yolu ilk açan Âdem'in oğlu Kabil'e de bir vebal yazılır. Bu mesuliyetin altından kalkmanın ne kadar zor olduğunu düşünmeye davet ediyor.
Kabristana Saygı ve Dilin Muhafazası
Sohbetin sonunda hocaefendi, kabirlerin üzerindeki yeşil dalların zikrinin kabir ehline fayda verdiğine dair rivayeti hatırlatıyor. Bu yüzden kabristan otlarının yolunmadığını, ağaçlarının kırılmadığını, kabristanlara saygı gösterildiğini anlatıyor. Sözü şöyle toparlıyor: gıybet etmeyeceğiz, laf taşımayacağız; yalnız dilimize değil, gözümüze, kulağımıza ve bütün organlarımıza sahip olacağız ki kabirde ve hesap gününde rahat edelim.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.