Tefekkür Nedir? İnsanı İnsan Yapan Sır | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, uzun zamandır anlatmayı arzu ettiğini söylediği bir konuyu ele alıyor: tefekkür. Sohbetin ana tezi başlıkta da yer alıyor — tefekkür, insanı insan yapan asıl unsurdur. Hocaefendiye göre insan yalnızca et, kemik, giydiği ve yediğinden ibaret bir varlık değildir; onu ayrı kılan, düşünebilmesi ve gördüğünün ardındaki hakikate ulaşabilmesidir.
Mevlânâ'yı anmak mı, anlamak mı?
Sohbetin girişinde Mevlânâ haftası hatırlatılıyor. Hocaefendi burada önemli bir ayrım yapıyor: Anmak yeterli değildir, asıl olan anlamaktır. Anmadan maksat anlamaksa, bunun yılın belirli bir haftasına sığdırılamayacağını söylüyor. Hak dostlarını, çocuğun elinden tutup yolda güvenle götüren büyükler gibi rehberler olarak tarif ediyor.
Unutulmamış olmanın hikmeti
Hocaefendi, yüzyıllar önce yaşamış isimlerin bugün hâlâ hatırlanmasını üzerinde durulması gereken bir işaret olarak görüyor. Farklı asırlarda ve farklı coğrafyalarda yaşamış birçok âlim ve hak dostunun, eserleriyle ve hâlleriyle ümmetin gönlünde yer etmesinin bir sebebi olduğunu söylüyor. Ona göre bu millet kolay kolay aldatılamaz; asırlar boyu süren bu sevginin arkasında yaşanmış bir samimiyet vardır.
Kullukta acizliği itiraf etmek
Sohbette Mevlânâ'ya ait bir söz üzerinde duruluyor. Hocaefendinin naklettiği anlama göre, her köle azat edildiğinde sevinirken, o kişi ancak Rabbine hakiki kul olduğu zaman sevineceğini söylemektedir. Hocaefendi bu ifadeyi, kullukta ulaşılan noktayı yeterli görmemenin ve acizliği itiraf etmenin edebi olarak yorumluyor.
Kâinat kitabını okumak
Sohbetin son bölümü, tefekkürün somut örnekleriyle doluyor. Hocaefendi, arının bal yapışından kelebeğin kanadına, sütün oluşumundan gülün rengine ve çiçeğin kokusuna kadar günlük hayatın içindeki ayrıntılara dikkat çekiyor. Gökyüzüne, yıldızlara, mevsimlerin düzenine ve gece ile gündüzün şaşmadan birbirini takip edişine bakan bir gözün, her şeyde ilahi kudreti göreceğini söylüyor. Hz. Ali Efendimize nispet edilen "her şeyde Rabbimin kudretini görüyorum" mealindeki söz de bu bölümde naklediliyor.
İnsanın kendisi de bir delildir
Hocaefendi tefekkürü insanın kendi bedenine de yöneltiyor. Gözün milyarlarca rengi nasıl ayırt ettiğini, kulağın sesleri nasıl duyduğunu, dilin nasıl konuştuğunu ve seksen yaşındaki bir insanın çocukluk hatıralarını nasıl canlı biçimde muhafaza edebildiğini sorarak, en yakınımızdaki delilin kendimiz olduğunu hatırlatıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.