Tahir Büyükkörükçü - Kapu Camii Vaazları - 17. Bölüm (İNSAN)
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin Kapu Camii'nde verdiği vaaz serisinin bu bölümünde konu "insan". Hocaefendi daha başında, insan mevzuunun ömre ömür eklense bitmeyecek kadar geniş olduğunu söylüyor ve dersini İsrâ suresinde geçen, Âdemoğlunun şerefli kılındığını bildiren ayetin üzerine kuruyor.
Şeref neyle geliyor
Vaazın ilk sorusu şu: Bu üstünlük insanın neresinde? Hocaefendi bunun bedende olmadığını, insana yerleştirilen manevi meziyetlerde bulunduğunu ifade ediyor. Ömrünü sadece bedenini beslemeye, arzularını tatmin etmeye harcayan bir insanın zararlı bir alışveriş yaptığını anlatan bir şiiri de bu vesileyle okuyor. Ona göre gerçek insan tipi, peygamberler ve onların izinden giden salih kullarda görülüyor.
Peygamberlik kazanılmaz
Vaazda üzerinde durulan ikinci mesele nübüvvetin mahiyeti. Hocaefendi, peygamberliğin çalışmakla, gayretle elde edilemeyeceğini; tamamen Allah'ın lütfu olduğunu, eski hocalarının da bunu ısrarla vurguladığını söylüyor. Kendisine kitap veya sahife verilen peygamberler ile önceki bir peygamberin şeriatına tâbi olanlar arasındaki farka da kısaca değiniyor. Peygamberlerin sayısı hakkında ise kaynaklarda geçen farklı rakamları aktarmakla yetiniyor.
Bu ümmetin şansı
Hocaefendi, Hz. Âdem'den bu yana gelmiş bütün ümmetler içinde bu ümmetin ayrı bir yerde durduğunu söylüyor; sebebini de Peygamber Efendimiz'e ümmet olmakla açıklıyor. Derdi olmayan, hayatı yiyip içmekten ve gecelerini boşa geçirmekten ibaret gören bir insana söylenecek fazla söz olmadığını; ama içinde bir sancı taşıyana en büyük tesellinin, Rabbimizin her şeyi gördüğü, bildiği ve her şeye kadir olduğu hakikati olduğunu ifade ediyor.
Kimin kulu olduğun meselesi
Vaazın en akılda kalan bölümü, bir Allah dostu ile devrin sultanı arasında geçtiği anlatılan konuşma. Sultan "benden ne dilersen dile" deyince o zat, kendi mülkünün sultanınkinden geniş olduğunu söylüyor. Sultan bunu anlamayınca cevap şöyle geliyor: Sen nefsinin kulusun, nefis ise benim emrimde. Hocaefendi bu hatırayı, hürriyetin nerede aranması gerektiğini göstermek için naklediyor. Mevlânâ'ya nispet edilen, kul olmakla iftihar edip yine de kulluk vazifesini tam yapamamaktan mahcup olan mısraları da buraya ekliyor.
Sözle özün birliği
Vaazın sonunda içi dışı bir olmanın önemi üzerinde duruluyor. Hocaefendi, dış görünüşü ve konuşması etkileyici olduğu hâlde içi başka olan tipleri tarif eden ayeti hatırlatıyor ve Efendimiz'in ümmeti adına bu hâlden endişe ettiğini naklediyor. Ders, çocuklara küçük yaşta iman ve ibadet sevgisinin verilmesi tavsiyesiyle ve toplu bir dua ile tamamlanıyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.