Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi - Kapu Camii Vaazları - 6.Bölüm
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin Kapu Camii vaazlarından altıncı bölümde konu, insandaki din duygusu ve bu duygunun kaynağı olan Kur'an-ı Kerim. Hocaefendi, dinin insan hayatına sonradan eklenen bir alışkanlık değil, insanlıkla birlikte var olan asıl bir ihtiyaç olduğunu anlatarak söze giriyor.
İnsanı İnsan Eden Duygu
Hocaefendiye göre din duygusu, ilk insandan bu yana insanoğlundan hiç ayrılmamıştır. İnsanı Allah'a yaklaştıran, kalbine güç ve dayanıklılık veren şey de budur. Dindar insanı tarif ederken şunları sayıyor: hadiselere karşı mukavemetlidir, hoşgörü sahibidir, kadere inandığı için kedere düşmez, yıkılmaz. Ailesinde saadet, kazancında bereket, muamelesinde istikamet bulunur.
İslam Güzel Ahlaktır
Vaazın merkezindeki ölçü bu. Hocaefendi, rivayet edilen bir hadiste İslam'ın güzel ahlak olarak tarif edildiğini hatırlatıyor; yine Efendimiz'in "Ben güzel ahlakı, yüksek hasletleri ve edepleri tamamlamak için gönderildim" buyurduğunu naklediyor. Buradan çıkardığı sonuç şu: bir toplulukta sevilen ve sayılan, herkesin "melek gibi insan" dediği kişiler, dinine, kitabına ve peygamberine bağlı olan kişilerdir. Yani ahlak, dindarlığın süsü değil, ta kendisidir.
Kur'an, İslam'ın Anayasasıdır
Hocaefendi burada bir benzetme kuruyor: beşerî sistemlerde bir anayasa, ardından raflar dolusu kanun bulunur. İslam'ın anayasası ise Kur'an-ı Kerim'dir. Bir Müslümanın büyük insan, kâmil insan olabilmesi için bu hidayet kaynağına bütün varlığıyla yönelmesi ve onu hayatına tatbik etmesi gerektiğini söylüyor.
Bu bahiste Bakara sûresinin ilk âyetlerini ele alıyor; sûrenin başındaki harflerin huruf-ı mukattaa olduğunu söyleyip Fahreddin er-Râzî'nin tefsirine atıfta bulunuyor. Âyette bu kitapta şüphe bulunmadığı, onun takva sahiplerine yol gösterici olduğu bildirilmektedir.
"İlk Yaratılışını Unutuyor"
Hocaefendi, Yâsîn-i Şerîf'in sonunda anlatılan sahneyi hatırlatıyor: çürümüş kemikleri gösterip "bunlar mı dirilecek" diye itiraz eden kişiye verilen cevap, onun kendi ilk yaratılışını unuttuğudur. Buradan Alak sûresinin ilk âyetlerine geçiyor: yaratan Rabbinin adıyla oku; O, insanı bir alâktan yarattı ve kalemle bilmediğini öğretti. Hocaefendi bu iki yeri yan yana koyarak, insanın kendi yaratılışı üzerinde düşünmesinin imana giden en kısa yol olduğunu ifade ediyor ve Ziya Paşa'nın hayreti anlatan meşhur beytini hatırlatıyor.
Kur'an'a Dönüş Çağrısı
Vaaz, cemaati Kur'an'a sarılmaya davet ederek tamamlanıyor. Hocaefendi, Kur'an'ı elinde tutan ve onunla amel eden kimsenin selâmete ulaşacağını; hayatı ondan uzaklaştıkça huzurun da uzaklaştığını söylüyor. Gelecek derste Kur'an'ın men ettiği kötü hasletleri ele alacağını belirterek dua ile bitiriyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.