Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi - Kapu Camii Vaazları - 4. Bölüm
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin Kapu Camii vaazlarının bu dördüncü bölümünde konu yine insandır. Hocaefendi, dersin başında dinleyenler için insan-ı kâmil olmayı niyaz ediyor ve yeryüzünde ihlasla Allah diyen kullar bulundukça dünyanın ayakta kalacağını anlatarak sohbete giriş yapıyor.
Yeryüzünde "Allah" diyen bir kul bulundukça
Vaazın açılışında, yeryüzünde Allah diyen kimseler kaldığı sürece kıyametin kopmayacağına dair rivayet hatırlatılıyor. Hocaefendi bu rivayeti ümitle yorumluyor: Bu milletin içinde seherlerde kalkıp gözyaşıyla dua edenler bulunduğu sürece hüsn-i zan beslemek gerektiğini söylüyor. Bunun karşısındaki tabloyu, yani mescitlerin boşaldığı ve kulluğun samimiyetini yitirdiği bir zamanı ise ibret olarak anlatıyor.
İyiliğin küçüğü olmaz
Sohbetin en çok üzerinde durulan bölümlerinden biri, hiçbir iyiliği küçük görmemek gerektiğine dairdir. Hocaefendi, iyiliğin en küçüğünü bile hakir görmemeyi öğütleyen hadisi hatırlatarak, mümin kardeşine tebessümle bakmanın bile bu kapsama girdiğini ifade ediyor. Evden çıkıp camiye giderken karşılaşılan herkese güler yüz göstermenin, karşıdakinin kederini unutturabilecek bir davranış olduğunu söylüyor.
Medeniyet, edep ve ahlak
Hocaefendi, İslam'ın insanlığa getirdiği ölçüleri anlatırken tarihe uzanıyor. Peygamber Efendimiz'den önceki dünyanın karanlığını tasvir eden şiirlerden söz ediyor ve iyilik, güzellik, edep, ilim ve fazilet adına akla gelen her değerin İslam'ın içinde bulunduğunu ifade ediyor. Bu bölümde geçmiş asırlara dair anlatımlar, sohbetteki hâliyle birer hatıra ve nakil olarak aktarılmaktadır.
Aile düzeni ve eve dönüş vakti
Vaazın orta bölümünde konu aile hayatına geliyor. Hocaefendi, eskiden bir evin reisinin eve geliş saatinin belli olduğunu, yemeğin ve sofranın o vakte göre hazırlandığını, hanımın kapıda karşıladığını çocukluk hatıralarından örneklerle anlatıyor. Bu karşılamanın, günün bütün yorgunluğunu bir anda alıp götüren bir incelik olduğunu söylüyor. Hocaefendi'ye göre insanı hayvandan ayıran şey, kendi hayatını insani ölçülere göre planlayabilme kabiliyetidir ve bu, sonsuz şükre değer bir ikramdır.
Kur'an'a saygı üzerine bir hatıra
Sohbetin son bölümünde, Osman Gazi'ye nispet edilen meşhur bir hatıra anlatılıyor. Anlatıldığına göre kendisine misafir olduğu evde, Kur'an-ı Kerim'in bulunduğu odada uzanmayıp sabaha kadar ayakta durmuş; sebebi sorulduğunda raftaki Mushaf'ı işaret etmiştir. Hocaefendi bu hatırayı, Kur'an'a gösterilen hürmetin bereketine dair bir ders olarak aktarıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.