Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi - Kapu Camii Vaazları - 2. Bölüm
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin Kapu Camii'ndeki vaazlarının bu bölümünde konu, gerçek müminin sıfatlarıdır. Hocaefendi haftalardır aynı ayetler üzerinde durduğunu hatırlatarak, camileri doldurmanın ve sayıca çok olmanın tek başına bir ölçü olmadığını, asıl ölçünün Kur'an'ın gerçek mümin için saydığı vasıflar olduğunu söylüyor.
Allah'ın metaı pahalıdır
Sohbetin girişinde hocaefendi, Peygamber Efendimiz'den nakledilen bir sözü tekrar tekrar hatırlatıyor: biliniz ki Allah'ın metaı pahalıdır. Buradan çıkardığı sonuç şudur: Allah'ın rızasını kazanmak, kabri bir bahçeye çevirmek, mahşerde arşın gölgesinde bulunmak ve cennete girmek gibi neticeler ucuza elde edilecek şeyler değildir. Bu nimetlere ermek için müminlerin gerçek mümin olması şarttır.
Birinci vasıf: kalbin ürpermesi
Hocaefendi, gerçek müminlerin Allah anıldığında kalplerinin ürperdiğini bildiren ayeti okuyor ve bunu ilk vasıf olarak sayıyor. Bu ürperti, ilahi azameti hatırlamaktan, mesuliyet duygusundan ve ahiret şuurundan doğar.
Bu bahiste Allah korkusuyla dökülen gözyaşı üzerinde uzunca duruluyor. Hocaefendi, dünya sevgisinin ve nefsani arzuların kalbi karartıp gözü kuruttuğunu söylüyor. Rivayete göre Allah korkusuyla dökülen bir damla yaş, sahibini cehennem ateşinden korur. Hocaefendi cemaatine doğrudan soruyor: seher vaktinde kalkıyor musun, Allah dendiğinde gözlerin doluyor mu?
İkinci vasıf: Kur'an'la artan iman
İkinci sıfat, üzerlerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanlarının artmasıdır. Hocaefendi bunu, gönlün bir pınar gibi coşması olarak tarif ediyor ve Kur'an'ın Allah kelamı olduğunun idrakine varmayı istiyor.
Buradan pratik bir tavsiyeye geçiyor: kulağımıza gelen sesler bizi Allah'a götürmelidir. Çevresindeki dinî yayın imkânlarının farkında olmayan, gününü baştan sona televizyon karşısında geçiren kimseleri uyarıyor ve bu yayınlardan istifade edilmesini tavsiye ediyor. Hocaefendi bunu söylerken kendi çağrısını da hatırlatıyor: "hatırlatmadı demeyin, ben söylüyorum."
Sırat ve varılacak yer
Sohbetin son bölümünde hocaefendi ahiret yolculuğuna değiniyor. Sıratı, dünyadaki yollara benzemeyen, aydınlık bir geçit olarak tarif ediyor ve Allah yolunda harcanan ömrün, verilen emeğin orada karşılık bulacağını söylüyor. Bu bahiste Mehmet Akif'in, Allah'a dayanıp sa'ye sarılmayı ve hikmete uymayı öğütleyen mısralarını hatırlatıyor.
Sohbet, söylenenle ve duyulanla amel etme tevfiki niyazıyla, ayrıca dünyanın çeşitli yerlerinde sıkıntı çeken müslüman kardeşler için yapılan dualarla tamamlanıyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.