Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi - Kapu Camii Vaazları - 14.Bölüm
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu vaazında dinleyenlerini hayalen Peygamber Efendimizin doğduğu günlerin Mekke'sine götürüyor. Sohbetin ana fikri şu: bir toplumun manevî rehbersiz kalması onu nerelere düşürür ve o rehber geldiğinde neler değişir. Ders, tarihe bakarak bugüne dair bir sorumluluk çıkarma gayreti içinde ilerliyor.
Rehbersiz kalan toplumlar
Hocaefendi, Efendimizin gelişinden önceki uzun boşluk devrinde insanlığın büyük bir şaşkınlık içine düştüğünü anlatıyor. O günün Mekke'sinde ahlak, fazilet ve edep kavramlarının neredeyse konuşma dilinden bile silindiğini ifade ediyor. Bu tabloyu anlatırken Mehmet Akif'in o çağı tasvir eden mısralarına da atıfta bulunuyor. Buradan çıkardığı ders açık: milletlerin ve toplulukların irşada, nasihate ve manevî sahiplere daima ihtiyacı vardır.
Kürsüleri boş kalmamış bir şehir
Sohbetin bir bölümü hocaefendinin yaşadığı şehre ayrılmış. Yaklaşık iki asır önce yazıldığını söylediği el yazması bir eserde, Konya ve çevresinde medfun bulunan pek çok maneviyat büyüğünden söz edildiğini naklediyor. Buradan çıkardığı sonuç şu: bu şehir asırlar boyu sahipsiz kalmamış, kürsüleri, minberleri ve mihrapları boş bırakılmamıştır. Hocaefendi bunu bir övünç değil, kıymetini bilme çağrısı olarak dile getiriyor.
Anlatmakla bitmeyen güzellik
Dersin merkezinde, Peygamber Efendimizden bahsetmenin fazileti var. Hocaefendi Mevlana'dan naklen, meleklerin gıpta ettiği o büyük rehberden söz edebilmek için kâinat genişliğinde bir ağız istendiğini anlatan beyitlere işaret ediyor. Şairlerin ve ediplerin asırlardır durmadan yazsalar bile bu güzelliğin anlatılmakla bitmeyeceğini söylüyor. Kendisi de kürsüde geçirdiği uzun yıllara rağmen bu bahiste acizliğini itiraf ediyor.
Hz. Hatice validemizin desteği
Sohbetin son bölümünde, Efendimizin ilk yıllarında Hz. Hatice validemizin yeri anlatılıyor. Kendi imkânlarını bu yola veren, en zor günlerde yanında duran bir eş olarak anılıyor. Hocaefendi bu birlikteliği, davanın arkasında duran fedakârlığın ne kadar belirleyici olduğunu göstermek için naklediyor.
Ümitle bitirmek
Ders boyunca hocaefendi karamsarlığa düşmemeyi öğütlüyor. Toplumun manevî sahiplerinin yeniden çoğalacağına, gönülleri onaracak insanların yetişeceğine dair ümidini dile getiriyor ve bunun için dua ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.