Bu vaaz, hicri yılın başında, Muharrem ayında yapılıyor ve her yılın ilk dersinde olduğu gibi konusu şükür. Vaazda, insanın hayatı boyunca kullandığı sayısız nimetin farkına varması ve bunların karşılığını nasıl ödeyeceğini düşünmesi isteniyor. Ana soru şu: şükür yalnızca bir söz müdür, yoksa bir yaşayış biçimi mi?
Sayılamayan Nimetler
Vaazda, Allah'ın nimetlerinin sayılmaya kalkışılsa bile sayılamayacağını bildiren ayet hatırlatılıyor. Buna karşılık insanın çokça nankörlük eden bir varlık olarak tarif edildiğine de dikkat çekiliyor. Vaazda nimetlerin sayımına en küçüğünden başlanıyor: saçın boynu soğuktan koruması, kaşın alından süzülen teri gözden uzak tutması, tırnağın parmağı koruması. Bu küçük ayrıntıların bile birer nimet olduğu, farkına varılmadıkları için görülmediği anlatılıyor.
Şükür Nedir?
Vaazda şükrün birkaç tarifi veriliyor. En sade hâliyle şükür, nimeti vereni yüceltmek, ona hamd etmek ve kendi acizliğini itiraf etmektir. Sofraya besmele ile oturmak ve içten bir itaat kararı vermek bu manada bir şükürdür. Vaazda ayrıca daha kapsamlı bir tarif naklediliyor: şükrün hakikati, verilen bütün nimetleri niçin verildilerse o yerde ve o maksatla kullanmaktır. Şükredenin nimetinin artırılacağını bildiren ayet de bu bölümde hatırlatılıyor.
En Büyük Nimet: İnsan Olmak
Vaaza göre nimetlerin en büyüğü, insan olarak yaratılmış olmaktır. İnsanın en güzel biçimde yaratıldığını bildiren ayete atıfla, bu şerefin kıymetinin bilinmesi gerektiği anlatılıyor. Vaazın sonunda da aynı noktaya dönülüyor: o gün işlenen konunun "deryadan bir katre" olduğu, insan oluşun nimetine dair söylenebileceklerin çok daha fazla olduğu söyleniyor.
Allah İsterse Bir Saatte Ne Olur?
Vaazın en çarpıcı bölümü Hz. Ömer'in dönüşümüyle ilgili. Vaazda, bir saat önce bambaşka bir niyetle yola çıkmış bir insanın, Allah dilediğinde adalet tarihinin başlangıcı hâline gelebildiğine dikkat çekiliyor. Hz. Ömer hakkında nakledilen "benden sonra peygamber gelecek olsaydı" mealindeki rivayet de bu bağlamda aktarılıyor. Vaazın verdiği ders şudur: hiçbir insan hakkında ümit kesilmez.
Fetih ve Bugünün Yolu
Vaazın son bölümü İstanbul'un fethine ayrılmış. Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin şehrin kuşatmalarından birinde şehit düşüp oraya defnedilmesi ve fethi müjdeleyen hadis hatırlatılıyor. Ancak vaazın asıl vurgusu bugüne dair: gençlere seslenilerek, bugünün fethinin kılıçla değil ilim, irfan ve güzel ahlakla yapılacağı söyleniyor. Vaaza göre bu yolda yürüyen bir genç kalp bile kırmaz; insanları incitmeyen usullerle kazanır. Ders, kardeşliğe çağıran hadisin hatırlatılması, kelime-i şehadetin birlikte söylenmesi ve İslam alemi için yapılan dualarla tamamlanıyor.
Bu yazı, vaazın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.