Tahir Büyükkörükçü Hoca (Vaaz-37)
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu vaazında "mutlu insan" kimdir sorusunu ele alıyor. Cevabı baştan koyuyor: İnsan, sureti ve şekliyle değil, imanı, ruhu ve manasıyla insandır. Ders boyunca bu ölçüyü örneklerle açıyor.
Suretiyle Değil, Manasıyla
Hocaefendi, derslerinde defalarca tekrarladığı ölçüyü yeniden hatırlatıyor: İnsan iç dünyasına yönelip Rabbine kullukla ve Efendimizin yoluna uymakla gerçek manada insan olur. Nefsin ve şeytanın peşine düşen kimsenin ise geçici zevkleri tatmin etmekle kaldığını, sonunda elinde bir şey kalmadığını söylüyor.
Ağlayarak Gelen, Gülerek Dönen
Vaazda tekrarlanan güzel bir tablo var: Çocuk dünyaya geldiğinde ağlar, çevresindekiler sevinir. Hocaefendi buradan hareketle asıl bahtiyarlığın bunun tersine dönmesinde olduğunu söylüyor; yani insanın Rabbine gülerek dönmesi, geride kalanların ardından ağlaması.
Gündüz Fenerle İnsan Aramak
Hocaefendi, mutlu insan bahsini Mevlana'dan nakledilen meşhur bir tabloyla açıklıyor. Anlatıma göre bir Allah dostu, güpegündüz elinde fenerle dolaşırken görülür; sebebi sorulduğunda, gerçek manada insan aradığını, çevresinde gördüğü hâlden usandığını söyler. Hocaefendi bu tabloyu, nefsine ve hevesine esir düşmüş bir kalabalık içinde kâmil insan arayışının ifadesi olarak yorumluyor.
Allah'ın İsmine Hürmet
Vaazın orta bölümünde hocaefendi, üzerinde Allah lafzı ya da dini yazılar bulunan gazete ve takvim yapraklarının ayak altında kalmaması için kendi evinde nasıl bir yol izlediğini anlatıyor. Ardından ilk devir büyüklerinden biri hakkında anlatılan kıssayı naklediyor: Yolda üzerinde besmele yazılı bir kâğıt gören kimse, onu alıp temizler, güzel kokular sürüp saygıyla saklar; anlatıldığına göre bu hürmeti sebebiyle hâli değişir ve salih kullar arasına katılır. Hocaefendi bu kıssayı, bir isme gösterilen hürmetin insanı nereye taşıyabileceğinin misali olarak veriyor.
Bir Rehberin Yanında Yürümek
Sohbetin bu bölümünde hocaefendi, klasik divan şiirinden bir öğüdü kendi cümleleriyle açıklıyor: Ümitsizliğe düşüp ömrünü "şöyle olacaktı, böyle olduydu" diye tüketmemek, hevesin peşinde yolunu kaybetmemek. Anlatılan öğüdün özü, insanın kendi kıymetini bilmesi ve yolunu bilen birinin yanında yürümesidir.
Ne Mutlu Onlara
Vaazın sonunda hocaefendi, iman edip salih amel işleyenlere varacakları yer olarak cennetin müjdelendiğini bildiren ayeti okuyor. Gelecek haftaki dersin bu ayetin devamı olacağını duyuruyor ve dinleyicilerine hazırlık ödevi veriyor: "Ne mutlu" diye başlayan hadisleri hadis kitaplarından bakıp gelsinler. Kendi meşrebini de şöyle özetliyor: Ben size daima cennetin yolunu gösteriyorum. Dersi dua ve kelime-i şehadetle tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.