Resulullah’ı Anlatmak: Beşeriyet ve Aziz Oluşun Hikmeti | Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde Peygamber Efendimiz'i anlatmanın hem bir şeref hem de büyük bir cesaret işi olduğunu söyleyerek söze başlıyor. Ders, "Resûlullah nasıl anlatılır?" sorusu etrafında ilerliyor ve Kur'an'da onun beşer oluşunun neden vurgulandığı meselesinde derinleşiyor.
Anlatmaya kalkışmanın edebi
Hocaefendi, Mevlânâ'ya nispet edilen bir sözü hatırlatarak giriyor: Peygamber Efendimiz'den söz açabilmek için kâinat genişliğinde bir ağız istemek. Asırların büyük mürşidi bile böyle diyorsa, kendilerinin bu konuya girmesinin bir cüret sayılacağını ifade ediyor. Yine de bunun bir sohbet, yani karşılıklı hâlleşme niyetiyle yapıldığını belirtiyor ve kusurunun bağışlanmasını niyaz ediyor.
Zirve sayılan iki beyit
Sohbetin ilk bölümü ilginç bir soruya ayrılmış: Resûlullah'ı anlatan bunca sözün hangisi zirvedir? Hocaefendi, âlimlerin bu konuda karşılıklı görüş belirttiğini, kimilerinin Ömer İbnü'l-Fârız'ın bir beytini, kimilerinin ise İmam Bûsîrî'nin meşhur kasidesinden bir beyti öne çıkardığını anlatıyor. Birinci beyitte anlatılan mana şudur: bütün şair ve edipler durmadan onun güzelliğinden söz etseler zaman tükenir, fakat söylenmemiş vasıfları yine kalırdı. Hocaefendi bu beyti hattat bir zata yazdırıp evine astığını da paylaşıyor.
"O beşerdir, fakat..."
Dersin ana konusu, İmam Bûsîrî'nin kasidesindeki bir beyitle açılıyor: Hz. Muhammed beşerdir, ama beşerin herhangi biri gibi değil. Hocaefendi bu manayı taşlar üzerinden anlatıyor: taşları yan yana koyun, hepsi taş cinsindendir; ama aralarında yakut, elmas ve zeberced vardır. Aynı şekilde Peygamber Efendimiz de insan cinsindendir, fakat insanlığın özü ve hulâsasıdır. Hocaefendi burada bir edep uyarısı yapıyor: "bizden biri" demenin bile insana haya verdiğini, bu ifadenin yalnızca cins ve nevi bakımından kullanıldığını belirtiyor.
Aziz bir elçi
Sohbetin sonunda hocaefendi, kendi içimizden bir resûlün gönderildiğini bildiren ayet-i kerimeye kısaca mana veriyor. Ayette geçen "aziz" vasfını açarken şunu söylüyor: sözünden ahlakına, bakışından hareketlerine, aile hayatından muamelatına ve edebine kadar hangi yönünden bakılırsa bakılsın karşımızda izzet sahibi bir insan vardır. Yani bu vasıf yalnız bir yönü değil, bütün bir hayatı tarif eder.
Hocaefendi dersini, o izzetin hürmetine kendilerine de aziz olmayı nasip etmesi için Cenâb-ı Hakk'a yaptığı bir duayla tamamlıyor ve konuya devam edeceğini söylüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.