REGAİB KANDİLİ | Timurtaş Uçar Hocaefendi (09-01-1992)
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu Regaib Kandili konuşmasında, geceyi kutlamakla yetinmenin yeterli olmadığını anlatıyor. Konuşmanın çıkış noktası kelimenin kendisi: Regaib ne demektir ve bu gece bize hangi soruyu sorar?
Regaib Ne Anlama Geliyor?
Hocaefendi önce kelimenin manasını açıklıyor. Arapçada "rağbet" kökünden gelen bu kelime, çok istenen, çok arzu edilen, kendisine çok değer verilen şey anlamındadır. Regaib de bunun çoğuludur. Buradan gecenin asıl sorusunu çıkarıyor: Regaib gecesi "çok arzulanan şeylerin gecesi" ise, bir müminin en çok neye rağbet etmesi gerekir? Hocaefendiye göre bu gece, Recep'in ilk cuma gecesinden ibaret bir takvim meselesi değil; insanın kendi tercihlerini gözden geçirdiği bir muhasebe vaktidir.
Nerede Yaşadığımızı Bilmek
Konuşmanın ikinci bölümünde hocaefendi, müminin içinde bulunduğu şartları doğru okuması gerektiğini söylüyor. Toplumun neye rağbet ettiğine, hangi istikamete aktığına dikkat çekiyor; yayınlarda ve gündelik hayatta gözlemlediği ahlakî çözülmeden duyduğu kaygıyı dile getiriyor. Buradaki yaklaşımı hekimlik benzetmesiyle özetlenebilir: Hastalık teşhis edilmeden tedavi başlamaz. Bu sebeple müminin sessiz bir seyirci kalmayıp tavrını ve tercihini açıkça ortaya koyması gerektiğini söylüyor.
Cennet Zahmetsiz Kazanılmaz
Hocaefendinin dayandığı âyet-i kerime şu meseleyi işliyor: Sizden öncekilerin başına gelen sıkıntılar, meşakkatler ve imtihanlar sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sanıyorsunuz? Hocaefendi bu âyeti okuyarak, Allah'ın rahmetini ve cennetini arzu etmenin yalnız temenniyle olmayacağını; bu arzunun hayata, davranışa ve gayrete yansıması gerektiğini vurguluyor. Müslümanın imanı belli olduğu gibi tutumunun, mücadelesinin ve yaşayışının da belli olması gerektiğini söylüyor.
Yirmi Dört Saatin Hesabı
Konuşmanın en somut bölümü burasıdır. Hocaefendi, beş vakit namazın günün yaklaşık bir saatini aldığını hesaplıyor ve soruyor: Geriye kalan yirmi üç saati nerede, hangi gaye uğrunda harcıyoruz? Büluğ çağından itibaren ömürden sorumlu olduğumuzu, bu sürenin bize teker teker sorulacağını hatırlatıyor.
Üç Aylar İçin Bir Program
Konuşma pratik bir tavsiyeyle bağlanıyor. Hocaefendi, üç aylara girerken bir programın yapılmış olması gerektiğini söylüyor: Küçük çapta da olsa bir hayır programı, bir tövbe ve istiğfar programı, ailece ve nefsimiz adına bir hesap. Böyle bir hazırlık yoksa üç ayların başlayıp bitmesinin bir anlamı olmayacağını ifade ediyor. Ona göre Regaib'in de, ardından gelecek diğer mübarek gecelerin ve Ramazan'ın da insana kazandıracağı şey, ancak bu tercih ortaya konduğunda ortaya çıkar.
Bu yazı, konuşmanın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.