RABBİNE CAHİL DAVRANMAKTAN SAKINAN GENÇLİK! ( Gençlerimiz nasıl olmalı? ) | Tahir Büyükkörükçü Hoca
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde doğrudan gençlere sesleniyor ve onlardan istediklerini maddeler hâlinde sıralıyor. Sohbetin başlığındaki "Rabbine cahil davranmaktan sakınan gençlik" ifadesi de buradan geliyor: her hâlini bilen bir Rabbin huzurunda olduğunu unutmayan bir nesil tarifi.
Gençten İstenen İlk Şey: İman
Hocaefendi, iman edenlerin ve salih amel işleyenlerin mükâfatını bildiren ayetle söze başlıyor. Gençlerden istediği ilk şeyin sağlam bir iman olduğunu söylüyor ve amentünün esaslarını sayıyor. Ona göre kalbinde iman bulunan bir genç, diğer vasıfları da kazandığında hem Rabbine karşı kul, hem milletine faydalı, hem anne babasına ve hocasına saygılı bir insan hâline gelir; kimseye yük olmaz. Bunun tarih boyunca tecrübe edildiğini, imanlı neslin bulunduğu yeri yeşerttiğini ifade ediyor.
İkincisi: İlim
Hocaefendi'nin ikinci isteği ilim. Cehaletin her şeyin düşmanı olduğunu, kendisiyle amel edilen ilmin ise bütün saadetlerin anahtarı olduğunu söylüyor. İlmin gayesini de açıkça tarif ediyor: hayrı şerden, hakkı batıldan, doğruyu eğriden, adaleti zulümden ayırt edebilmek ve hak tarafta durabilmek. Allah'ın her şeyi bildiğini anlatmak için de daha önce kullandığı bir benzetmeyi hatırlatıyor: karanlık gecede, kara taşın üzerindeki karıncanın hâlinden bile haberdar olan bir Rab.
Üçüncüsü: Yüksek Ahlak ve Edep
Üçüncü istek yüksek ahlak ve edep. Hocaefendi burada örneği doğrudan Peygamber Efendimizden veriyor. Şemail kitaplarında nakledildiğine göre Efendimiz geceleri o kadar uzun kıyamda dururmuş ki mübarek ayakları şişermiş. Sohbette anlatılan bir hatırada, Hz. Aişe validemiz Efendimizi yatağında bulamayınca telaşlanmış, secdede uzun süre kaldığını görünce endişelenmiş, nefes aldığını hissedince rahatlamış. Yine anlatılana göre Hz. Bilal, "Geçmiş ve gelecek için mağfiret edilmişken siz de mi ağlıyorsunuz?" diye sorunca Efendimiz, şükreden bir kul olmak istediği cevabını vermiş. Hocaefendi bu hâli, Mevlana'dan naklettiği mum benzetmesiyle anlatıyor: fitili yandıkça damlayan bir mum gibi, gözyaşıyla huzurda durmak.
Ecdadın Hâlinden Örnekler
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, ibadetin zorluk anlarında bile terk edilmediğini anlatmak için tarihten örnekler veriyor. Cephede, siper gerisinde bile namazını ve orucunu ihmal etmeyen bir nesilden bahsediyor. Kanuni'nin ileri yaşında sefere çıkarken söylediği nakledilen sözleri ve Yavuz Sultan Selim'in kısa ömrüne sığdırdıklarını anlatıyor. Bunları menkıbe olarak, hocalarından dinlediği biçimde aktarıyor. Sohbeti, hayırda yarışmayı ve göklerle yerin genişliği kadar olan cennete talip olmayı emreden ayete işaretle bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.