Peygamberimizin Ahlakı ve Cömertliği: İslam Kardeşliği Üzerine Dersler | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde Peygamber Efendimiz'in ahlakının bir yönünü, cömertliğini ele alıyor. Sohbetin gayesini kendisi açıkça söylüyor: Efendimiz'i anlatmak, onun ahlakıyla ahlaklanmak ve bu vesileyle Rabbimizin rızasına yaklaşmak.
"Onun Ahlakı Kur'an'dı"
Hocaefendi söze, tâbiîn döneminde Hz. Âişe validemize sorulan bir soruyu hatırlatarak başlıyor. Yeni Müslüman olanlar ona gelip Efendimiz'in ahlakını, evdeki hâlini, insanlara muamelesini sorarlar. Validemizin cevabı bir soru olur: siz Kur'an okumuyor musunuz? Ardından Efendimiz'in ahlakının Kur'an olduğunu bildirir. Hocaefendi bu cevabı sohbetin ölçüsü hâline getiriyor: Kur'an ahlakıyla ahlaklanan, Efendimiz'e tâbi olmuş olur.
Mümin Cimri Olamaz
Sohbetin ana bahsi cömertlik. Hocaefendi, müminde bazı hoş görülmeyen hâller bulunabileceğine dair rivayetleri hatırlatmakla birlikte, cimriliğin mümine yakışmadığını ifade ediyor. Arapların atasözü hâline getirdiği "cömertlik, elde bulunandan olur" sözünü naklederek herkesin gücü nispetinde vermesi gerektiğini söylüyor. Ölçüyü de Kur'an'dan veriyor: Rabbimiz ne eli boynuna bağlanmış gibi tutmayı, ne de büsbütün saçıp savurmayı tasvip ediyor; istenen orta yoldur.
"Sevdiklerinizden Vermedikçe"
Sohbetin merkezindeki ayet-i kerime Âl-i İmrân suresindedir. Hocaefendi bu ayette, sevilen şeylerden infak edilmedikçe "birr" denilen o yüce iyilik seviyesine ulaşılamayacağının bildirildiğini anlatıyor. Yani ölçü, artandan değil, nefsin elde tutmak istediğinden vermektir. Bu bahiste, kişinin kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olamayacağını bildiren hadis-i şerifi hatırlatarak, İslam kardeşliğinin bu ölçüyle kurulduğunu söylüyor.
Şeker Dağıtan Zatın Cevabı
Hocaefendi bu inceliği bir hatırayla anlatıyor. Anlatıldığına göre bir zat etrafına sürekli şeker dağıtırmış. "Para versen daha çok işlerine yarar" diyenlere cevabı şu olmuş: Rabbimiz sevdiklerinizden vermedikçe buyuruyor; ben de en çok şekeri ve tatlıyı seviyorum, onun için sevdiklerime onu ikram ediyorum. Hocaefendi sahâbenin büyüklüğünü de sevdiklerini infak edebilmelerine bağlıyor.
Küçük Görünen İkramlar
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, verilen hiçbir şeyin zayi olmadığını anlatıyor. Bir kuruş da olsa, bir fakirin karnını doyuracak kuru bir ekmek de olsa, hatta bir kedinin ya da karıncanın önüne bırakılan bir ekmek kırıntısı da olsa, Allah bunu bilir ve amel defterine yazar. Rivayette bildirildiğine göre ihlasla verilen küçük bir sadaka, kıyamet gününde büyütülerek Uhud dağı gibi karşımıza çıkacaktır. Hocaefendi burada tek şartı hatırlatıyor: ihlas ve samimiyet.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.