Peygamber Efendimizin Fotoğrafı Hakkında - Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu kısa sohbetinde, kendisine ulaştırılan ve elden ele dolaştırılan bir iddiaya cevap veriyor: sözde "Peygamber Efendimizin fotoğrafı". Hocaefendi bunu kesin bir dille reddediyor ve konuyu asıl olması gereken yere taşıyor: Efendimize duyulan sevgi bir görüntüde değil, gönülde aranır.
Kesin Bir Uyarı
Hocaefendi, kendisine gönderilen bu görüntüyü iade ettiğini söylüyor ve İslam'da böyle bir şeyin katiyen bulunmadığını ifade ediyor. En büyük âlimlerin ve manevi büyüklerin yanında yıllarca bulunduğunu, o meclislerde böyle bir şeyin adının bile geçmediğini belirtiyor. Bu tür şeylerin fitne olduğunu söyleyerek, üzerinde durulup zihin meşgul edilmemesini istiyor.
Kadın Sohbetlerinde Yayılan Fitne
Hocaefendi, bu iddianın özellikle kadınlar arasındaki sohbet ortamlarında elden ele dolaştırıldığına dikkat çekiyor. Daha da rahatsız edici bulduğu husus, buna itibar etmeyenlerin dinî bir tehditle korkutulmaya çalışılmasıdır. Aile büyüklerine, evlerindeki hanımları ve kızları bu tür yayılmalara karşı uyarmalarını tavsiye ediyor.
Aranan Şey Fotoğraf Değil
Sohbetin asıl fikri burada beliriyor. Hocaefendi, müminin Peygamber Efendimizin bir görüntüsüne değil, ruhaniyetine ve muhabbetine müştak olduğunu söylüyor. Bu duyguyu anlatmak için Türk edebiyatının büyük isimlerine başvuruyor. Yunus Emre'nin, Efendimizin izini arayıp o izin tozuna yüz sürme arzusunu dile getirdiği mısralarını hatırlatıyor.
Şairlerin Dilinden Sevgi
Hocaefendi, Divan şairlerimizden Şeyh Galib'in Efendimizi anlatırken en büyük hükümdarları bile onun kapısında bir karınca mesabesinde gördüğünü aktarıyor. Fuzûlî'nin ise ayrılık hasretiyle bedeninin zerre hâline gelmesini ve bir rüzgârla Medine'ye taşınıp orada kalmayı temenni ettiğini anlatıyor. Yakın dönemden bir şairin, kendisini Efendimizin kulunun kulu saymayı en büyük rütbe olarak görmesini de aynı sevginin ifadesi olarak anıyor. Hocaefendi bu sevginin ne kadar anlatılsa da hakkıyla anlatılamayacağını söylüyor.
İkbal'in Dileği
Sohbetin en dokunaklı bölümünde hocaefendi, Muhammed İkbal'e nispet edilen bir dileği naklediyor. Anlatıldığına göre İkbal, ömrü boyunca söylemeye hayâ ettiği bir arzusunu ileri yaşında dile getirmiş ve Medine'de Efendimizin ravzasına yakın bir yerde kendisine bir kabirlik yer nasip edilmesini istemiştir. Hocaefendi, tahsilini Batı'da tamamlamış böyle bir ilim adamının bu gönül bağını koruyabilmiş olmasını örnek gösteriyor ve "böyle münevver, böyle mütefekkir istiyoruz" diyerek dua ile sohbeti bağlıyor.
Bu yazı, kısa sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.