Bugünkü itfaiye teşkilatının atası sayılan tulumbacılar, Osmanlı sosyal hayatının en dikkat çekici gruplarından biriydi. Bu sohbette tulumbacıların nasıl teşkilatlandığı, yangına hangi usulle müdahale ettikleri ve bu mesleğin gerektirdiği ahlakî ölçüler anlatılıyor.
Kollar ve Görev Bölümü
Tulumbacılar "kol" adı verilen gruplar hâlinde çalışırdı; bir kol en az on, en fazla yirmi kişiden oluşurdu. Yangına rahat müdahale edebilmek için hafif, kolay giyilip çıkarılan keten elbiseler tercih edilirdi. En önde öncüler yürür, hem yol gösterir hem de "destur" diye seslenerek kalabalığı açarlardı. Arkalarında su sandığını taşıyan sandıkçılar, en geride ise kürekçiler, çengelciler, ipçiler ve kumcular gelirdi. Her grubun kendi içinde belirlenmiş bir işi vardı.
Yangın Haberi ve İlk Müdahale
Yangın önce mahalle bekçisi tarafından fark edilir, sesle ya da düdükle duyurulurdu. Haber ulaşır ulaşmaz tulumbacılar bağırarak adresi bildirir ve yola koyulurdu. Aynı yangına birden fazla kolun müdahale etmesi de mümkündü; bu durumda olay yerine ilk varan kol yangının baş tulumbacısı sayılırdı, çünkü sonrasında verilecek ikramiyenin büyük kısmını o alırdı. Yangın yerinde asıl iş, içeride kalmış yaşlıları, çocukları ve baygın düşenleri çıkarmaktı. Anlatıldığına göre çengelciler, ipçiler ve kumcular üzerlerine bir kova su döktükten sonra tereddüt etmeden alevlerin arasına dalarlardı.
Güvenilirlik: Mesleğin Asıl Şartı
Sohbette en çok vurgulanan nokta, tulumbacıların dürüstlüğü. Yanan evden ziynet eşyasından değerli halılara, avize takımından gümüş yemek takımlarına kadar ne varsa dışarı çıkarılırdı. Bu eşyaları kimsenin fark etmeyeceği şekilde zimmete geçirmek teoride mümkündü, ancak kayıtlarda böyle bir davranışa rastlanmadığı belirtiliyor. Tulumbacılar özel olarak seçilen, yiğit ve güvenilir kişilerdi. Sandıkçı olacak kişinin pazusu kuvvetli, öncü olacak kişinin ise hem bileği hem yüreği sağlam olmalıydı.
Teşkilatın Sonu ve Bugüne Bakan Yönü
Tulumbacılar 1850'li yıllardan sonra tarihe karıştı; yerlerini ilk resmî itfaiye teşkilatı aldı. Bu geçiş sancısız olmadı: pek çok tulumbacı işsiz kaldı, bir kısmı yeni teşkilata alındı, bir kısmı emekliye ayrıldı. Anlatıcı, yangından sonra yüzleri, saçları ve kaşları kavrulmuş hâlde bile "bir can daha kurtardık" diyebilen bu insanların mertliğine dikkat çekiyor. Bugünkü itfaiye erlerinin de aynı fedakârlığı gösterdiğini hatırlatarak onlar için dua ediyor ve yangına müdahalenin ciddi bilgi ve birikim isteyen bir iş olduğunu vurguluyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.