ORUÇLUYKEN ŞU 5 ŞEYİ SAKIN YAPMAYIN! | Mustafa Özşimşekler
Mustafa Özşimşekler Hocaefendi bu sohbetinde çok net bir soruyu cevaplıyor: Aç kaldığı halde tuttuğu oruçtan sevap alamayan insan neyi eksik yapıyor? Sohbetin çatısını, orucun sevabını götüren beş davranışı sayan bir hadis rivayeti oluşturuyor.
Orucun Maksadı Takvadır
Hocaefendi, Bakara suresi 183. ayetle giriyor. Ayette orucun farz kılındığı bildirildikten sonra "umulur ki sakınırsınız" buyurulduğunu hatırlatıyor. Demek ki gaye yalnızca aç kalmak değil, haramlardan sakınma melekesi kazanmaktır. Aç bırakılan bir hayvanın da yiyip içmediğini söyleyerek, insanın orucunu farklı kılan şeyin bu iç eğitim olduğunu vurguluyor.
Eda Şartı ile Sıhhat Şartı Farkı
Sohbetin anahtar ayrımı burada. Hocaefendi'nin ifadesine göre yemek, içmek ve cinsî münasebetten uzak durmak orucun eda şartlarıdır; bunlar yapılırsa oruç şeklen bozulur. Buna karşılık hadiste sayılan beş husus orucun sıhhat şartlarıyla ilgilidir; bunlar orucu şeklen bozmaz ama sevabını götürür. Hocaefendi bu inceliği özellikle vurguluyor: "Nasılsa sevabı gitti" diyerek iftar edilmez, kişi yeme içmeden uzak durmaya devam eder.
Sevabı Götüren Beş Davranış
Rivayet edildiğine göre orucun sevabını gideren beş şey şunlardır: yalan söylemek, gıybet etmek, laf taşımak, yalan yere yemin etmek ve şehvetle harama bakmak. Hocaefendi her birinin üzerinde ayrı ayrı duruyor. Yalan bahsinde ağızdan çıkan sözün ne kadar ağır bir hüküm taşıdığını anlatıyor; bir sözle imana girilebildiğini, bir sözle nikâhın kurulabildiğini hatırlatarak konuşmanın hafife alınamayacağını söylüyor. Nice oruç tutan vardır ki nasibi yalnızca açlıktır, mealindeki uyarıyı da bu bağlamda aktarıyor.
Gıybet ve İftira
Hocaefendi gıybetin en çok yanlış anlaşılan günahlardan olduğunu söylüyor: İnsanlar "ben onun yaptığını söylüyorum" diyerek kendilerini temize çıkarmaya çalışır; oysa kişinin gerçekten yaptığı bir şeyi arkasından söylemek gıybettir, yapmadığı bir şeyi söylemek ise iftira olur. Kur'an'da müminlerin birbirinin kusurunu araştırmaması, casusluk etmemesi ve arkasından çekiştirmemesi emredildiğini hatırlatıyor. Gıybetin, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetildiği çarpıcı temsili aktarıyor ve "tiksindiniz değil mi?" hitabındaki uyarıya dikkat çekiyor.
Gözün de Orucu Vardır
Son bölümde harama bakmak konusu işleniyor. Hocaefendi, gözün istem dışı takıldığı ilk bakışın kişinin aleyhine olmadığını, fakat bakışa bakış eklemenin sorumluluk doğurduğunu rivayet edilen bir uyarıya dayanarak anlatıyor. İsra suresi 36. ayette kulağın, gözün ve kalbin yaptığından sorumlu tutulacağının bildirildiğini de ekliyor. Sonuç açık: Oruç yalnız mideye değil, dile, göze ve kulağa da tutturulmalıdır.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.