Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

Nisâ Suresi 34. Ayet Tefsiri- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca

👁 2.546 izlenme 👍 48 📅 10 Nisan 2012 ⏱ 54:12
🎙️ Abdurrahman Büyükkörükçü 💚 Ahlak ve Edep
Kontv - İrfan Mektebi
📝 Nisâ Suresi 34. Ayet Tefsiri- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca — Yazılı Anlatım

Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, kendisine müftülükteki fetva nöbetlerinde en sık sorulan ve en çok istismar edildiğini söylediği konulardan birini, Nisâ suresinin 34. ayet-i kerimesini ele alıyor. Sohbetin amacı, ayetin İslam ahlakı çerçevesinde nasıl anlaşıldığını, alimlerin ve Peygamber Efendimiz'in bu meseleye koyduğu sınırları anlatmak.

Sohbetin Çerçevesi: İslam Ahlakını Öğrenmek

Hocaefendi söze, bu sohbetlerin amacını hatırlatarak başlıyor: Peygamber Efendimiz'in getirdiğini, ashâb-ı kirâmın nasıl yaşadığını ve selef-i sâlihînin tavsiyelerini öğrenip hayatımızı ona uydurmaya çalışmak. Hangi asırda olursak olalım insanlığın kurtuluşunun Kur'an ve Peygamber ahlakında olduğunu söylüyor. Dinleyenlerden kendisini de araştırmalarını, sorup soruşturmalarını istiyor; "söyleyen de yanılabilir" diyerek ölçünün her zaman Resûlullah'ın uygulaması olduğunu belirtiyor.

Ayetin Sınırları Nasıl Çizilmiş?

Sohbetin ana bölümünde hocaefendi, ayetin son basamağı olarak anlaşılan hususun tefsirlerde ne kadar dar bir çerçeveye alındığını anlatıyor. Kur'an'ın büyük müfessirlerinden Abdullah b. Abbas'ın bu konudaki açıklamasını naklederek, söz konusu edilen şeyin misvak gibi ince bir çubukla ve incitmeyecek ölçüde olduğunu, yüze asla vurulamayacağını, yaralamanın ve iz bırakmanın kesinlikle söz konusu olmadığını ifade ediyor. Ayrıca ayetin, itaat edilmesi hâlinde bu yola başvurulmasını kapattığını ve Allah'ın büyüklüğünü hatırlatarak bittiğini söylüyor.

"Onlar Bu Ümmetin Hayırlıları Değildir"

Hocaefendi bu noktada, kendi ifadesiyle "hayvanın bile dövülmeyeceği" bir sertliğin evlerde yaşanmasına şiddetle karşı çıkıyor. Öfkeyle eve gelip yemeği hazır bulamayınca el kaldıran bir anlayışın İslam ahlakıyla bağdaşmadığını söylüyor. Sohbette, kendisine yapılan şikâyetler üzerine Peygamber Efendimiz'in, hanımlarını döven erkeklerin bu ümmetin hayırlıları olmadığını bildirdiği hadis-i şerif hatırlatılıyor. Hocaefendi, ruhsat verilen dar alanın istismar edilmesi üzerine bu uyarının geldiğini vurguluyor.

Hanım Kardeşlere Kaza Orucu Bahsi

Sohbetin son kısmı, dinleyicilerden gelen sorular üzerine kaza orucuna ayrılmış. Hocaefendi, kaza orucu için her gün ayrı ayrı ve geceden ya da sahur vaktinde niyet edilmesi gerektiğini; bir kere niyetle peş peşe günlerin tutulamayacağını anlatıyor. Kaza borcunun gelecek ramazana kadar tamamlanmasının güzel olduğunu, bu konuda Hanefî ve Şâfiî alimlerin görüşlerinin nakledildiği şekliyle aktarıyor. Ramazan dışında tutulan bir kaza orucu bozulursa kefaret gerekmediğini, yalnızca o günün yeniden tutulması gerektiğini ifade ediyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.