Nefis ve şeytanla ömür boyu mücadele mecburiyetindeyiz ! | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, müminin ömür boyu sürecek iki mücadelesini ele alıyor: nefis ve şeytan. Sohbete bir önceki hafta işlenen vesvese konusunun kısa bir özetiyle giriyor; çünkü kendisine ulaşan kardeşlerinin en çok şikâyet ettiği mesele budur.
Vesvese kimden gelir
Hocaefendi meselenin çözümünü tek bir tespitte topluyor: vesvese şeytandandır, bizim üretimimiz değildir. Kimi kardeşlerinin yanına gelip ağlayarak, akıllarına gelen düşüncelerden dolayı dinden çıkmış olmaktan korktuklarını anlattığını söylüyor. Ona göre bu korkunun kendisi, aslında kişinin imanının sağlamlığına delildir.
Kurtuluş yolu ise beklenenin tersidir: o düşünceyle boğuşmak değil, ona hiç değer vermemek. Çünkü kişi vesveseye takıldıkça şeytan maksadına ulaşmış olur. Hocaefendi bunun yerine, "Ya Rabbi, sen benim Allah'ımsın, ben sana inanıyorum" diyerek yola devam etmeyi tavsiye ediyor.
Dikkat çekici bir tavsiye de şudur: mesele ilerlemiş ve kişiyi hasta edecek bir hâl almışsa, bir hekime başvurmaktan çekinilmemelidir.
Kendini beğenme hastalığı
Sohbetin ikinci ana konusu ucub, yani kişinin kendini beğenmesidir. Bu bahiste anlatılan bir kıssaya göre, uzun yıllar bir Allah dostuna hizmet eden birinin aslında kılık değiştirmiş şeytan olduğu ortaya çıkar. Şeytan, o zata "senin kadar büyüğünü görmedim" diyerek övgüde bulunur. Zat ise bu övgüyü bir tuzak olarak görüp onu kovar; çünkü yirmi yılda başaramadığını tek bir övgü cümlesiyle başarmak, yani kendisini kibre düşürmek istemektedir.
Hocaefendi bu kıssayı, kibrin en tehlikeli kalp hastalıklarından biri olduğunu göstermek için naklediyor.
Nefsin araya girdiği yerler
Hocaefendi nefsin ne kadar sinsi olduğunu somut bir örnekle anlatıyor: insan hayır yapmak için cebinden parasını çıkarır, tam o anda araya nefis ve şeytan girer. Biri "herkesten fazla veriyorsun" diye gururlandırır, diğeri "senin de ihtiyacın var" diye caydırır. Her iki durumda da amelin bereketi zedelenir. Bu sebeple büyüklerin, nefsi bin firavundan tehlikeli görmeyi tavsiye ettiği hatırlatılıyor.
İhlas bıçak sırtıdır
Sohbetin sonunda hocaefendi ihlasa geliyor. İhlas sahibi olmanın da başlı başına bir tehlike taşıdığını, Anadolu tabiriyle bıçak sırtında yürümeye benzediğini söylüyor. Bu sebeple bir yandan irademizi kullanıp "bu günah bana yakışmaz" diyebilmeli, diğer yandan Allah'ın yardımını dilemeliyiz.
İki dua özellikle tavsiye ediliyor: "Allah'ım, göz açıp kapayıncaya kadar bile beni nefsime bırakma" niyazı ve Âl-i İmrân suresinde geçen, hidayete erdirdikten sonra kalpleri kaydırmaması için Rabbimize yapılan yakarış. Hocaefendi, Allah'ın rahmeti olmadan kimsenin kurtuluşa eremeyeceğini hatırlatarak sohbeti tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.