Müminin En Büyük Özelliği: Tevazu | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde uzun bir hadis-i şerif üzerinden İslam ahlakının esaslarını ele alıyor ve tevazu konusunda duruyor. Başlıktaki iddianın cevabı da burada veriliyor: mümini mümin yapan en belirgin vasıflardan biri alçak gönüllülüktür.
İslam, Güzel Ahlak Demektir
Hocaefendi sohbetlerinin gayesini açıkça ortaya koyarak başlıyor: İslam ahlakını öğrenmek, bilinenleri tekrar etmek ve öğrenilenleri hayata aktarmak. Müslümanı, güzel ahlak kaideleriyle donanmış insan olarak tarif ediyor. Efendimizin, güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildiğini bildiren hadisini hatırlatarak, güzel insan olmak isteyenin bakacağı örneğin O olduğunu söylüyor.
Ülfet Eden ve Sevilen İnsan
Sohbette ele alınan hadiste müminin, kendisiyle en güzel dostluk kurulan ve başkalarıyla dostluk kuran kimse olarak anıldığı naklediliyor. Hocaefendi bunu şöyle açıyor: mümin hoş sohbettir, cana yakındır, insanlar ona kucak açar ve o da insanlara kucak açar. Mesleği, makamı, şöhreti ya da serveti ne olursa olsun müminin gururlanmadığını, kibirlenmediğini vurguluyor.
Meyveli Ağacın Dalı Eğilir
Hocaefendi tevazuyu anlatırken dedelerimizin bir benzetmesini naklediyor: ağacın meyvesi çoğaldıkça dalları aşağı doğru eğilir; meyvesiz ağaçlar ise başlarını hep dik tutar. Gönlü zenginleşen kulun da böyle olduğunu, başkalarını sevdiğini ve onlara saygı duyduğunu söylüyor. Kibir ve azametin kula değil yalnızca Allah'a yakışan bir sıfat olduğunu bildiren kudsi rivayeti de bu bölümde hatırlatıyor.
Tevazu ile Zilleti Karıştırmamak
Sohbetin en dikkat çeken dengesi burada kuruluyor. Hocaefendi, İslam büyüklerinden naklen, tevazuun kişinin kendisini ezdirmesi anlamına gelmediğini söylüyor. Mütevazı görünmek için bir kenarda büzülen, hakka yapılan bir haksızlık karşısında sesini çıkarmayan, şahsiyetini koruyamayan insanın hâli bu vasfa dahil değildir. Ona göre Müslüman dengeyi iyi tutan, vakarını muhafaza eden, kendi kadrini bilen fakat asla mağrur olmayan insandır. Ayrıca alçak gönüllülük gösteriş için değil samimiyetle yapılmalıdır. Hocaefendi, tevazu gösterirken dininden ve Müslüman oluşundan taviz verilmemesi gerektiğine de dikkat çekiyor.
Müminlerin Birbirine Merhameti
Son bölümde hocaefendi, müminlerin kendi aralarında son derece merhametli olduklarını bildiren ayete değiniyor. Küçüğüne, büyüğüne, fakirine, zenginine karşı şefkatle davranmanın müminin şiarı olduğunu anlatıyor. Kişinin kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş sayılmayacağını bildiren hadisi hatırlatıyor. Yunus'umuzun ifadesiyle, yaratılanı yaratandan ötürü sevme anlayışını hatırlatarak bütün mahlukata merhametle davranmayı tavsiye ediyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.