MÜ'MİNİN AHLAKI ALLAH'IN AHLAKIDIR! | Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde müminin ahlakını konu ediniyor ve başlıktaki ifadeyi bir hadisten hareketle açıklıyor. Sohbetin merkezindeki tespit şudur: Müminin ahlakı Allah'ın ahlakıdır, Resulünün ahlakıdır, Kur'an'ın ahlakıdır. Hocaefendi bu ifadenin, insanın kendi kudreti ve nasibi ölçüsünde bir yansıma anlamına geldiğini de belirtiyor.
Bir hadiste toplanan müminin vasıfları
Sohbet, müminin vasıflarını sayan bir hadisle açılıyor. Hocaefendinin aktardığına göre mümin; yumuşak huylu, mülayim, kolay geçinilen, etrafına yük olmayan, cömert ve eli açık bir insandır. Hocaefendi büyük bir iddiada bulunuyor: Bu tek hadisle hepimiz amel edebilsek, çevremizde çözülmedik mesele kalmazdı.
Ahlaklanmanın karşılığı
Hocaefendi burada bir sıralama yapıyor. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanan kimse ilahi rahmete erer; Efendimizin ahlakıyla ahlaklanan şefaate nail olur; salih insanların ahlakıyla ahlaklanan da onların himmetine kavuşur. Ona göre böyle bir kimse dünyada da huzurlu olur, ahirete de yüzü gülerek gider.
Anlatılan dört haslet
Sohbette, gençliğinde not ettiğini söylediği dört haslet aktarılıyor. Anlatılana göre bunlar, ümmetin salihleri arasında sayılan kimselerde bulunan temel ahlaklardır: Nefsini hak ve halk yolunda harcamaktan çekinmemek, gönlünde hiç kimseye karşı kötü niyet taşımamak, bütün insanlara merhametle bakmak ve Müslümanlara samimiyetle nasihat etmek.
Herkesi kendinden hayırlı görmek
Sohbetin en pratik bölümü, gönülde kötü niyet taşımama bahsidir. Hocaefendi bunun nasıl uygulanacağını tarif ediyor: Kendinden yaşlı birini gören kimse "o benden daha çok istiğfar etmiştir" diye düşünür; kendinden gençini gören "benim yaşım fazla olduğu için günahım da fazladır" der; kendinden âlim birini gören ise onun ilmi sayesinde daha çabuk dönüş yapabileceğini düşünür. Bu tavır, insanı hem tevazuya hem de kimseyi küçük görmemeye alıştırıyor.
Bir nasihat kıssası
Sohbette, birinden nasihat isteyen bir gence verilen cevap naklediliyor. Anlatılana göre kendisine "Baban vefat etti mi?" diye sorulur; evet cevabını alınca, babasını kendi omzunda kabre götürdüğü hâlde bundan ibret almayan kimseye kendi sözünün tesir etmeyeceği söylenir. Hocaefendi bu kıssayla, ölümü tefekkür etmenin her nasihatten önce geldiğine işaret ediyor.
Hakkı ve sabrı tavsiye etmek
Sohbet, Asr suresiyle bağlanıyor. Hocaefendi, sahabenin bir mecliste buluşup ayrılırken bu sureyi okuduklarına dair nakli aktarıyor ve sureden çıkan ölçüyü hatırlatıyor: İman ve salih amelden sonra birbirine hakkı ve sabrı tavsiye etmek. Nerede olursa olsun, karşılaştığı kardeşine hayır tavsiye etmenin müminin ahlakı olduğunu söyleyerek sözlerini tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.