Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

Mektûbat 234.Mektup- Bayram Ali Öztürk Hoca

👁 19.248 izlenme 👍 441 📅 13 Nisan 2012 ⏱ 2:21:32
🎙️ Bayram Ali Öztürk ⏳ Ahiret ve Kabir
Şehit Bayram Ali Öztürk Hocaefendi (Rahmetullahi Aleyh)
📝 Mektûbat 234.Mektup- Bayram Ali Öztürk Hoca — Yazılı Anlatım

Bayram Ali Öztürk Hoca bu sohbetinde İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin Mektûbât adlı eserinden 234. mektubu okuyup açıklıyor. Mektupta işlenen konu, tasavvuf kaynaklarında "vücûd" (varlık) ve "adem" (yokluk) diye anılan mertebeler. Sohbet, ağır bir mevzuyu dinleyicinin anlayabileceği benzetmelerle basamak basamak açmaya çalışıyor.

Varlık ve yokluk mertebeleri

Hocaefendi'nin aktardığına göre, varlığa ait kemâller yokluğun gölgelerine yansıdığında dış dünyada bir güzellik, bir zinet meydana geliyor. Henüz hiçbir gölgenin teşekkül etmediği hâle "adem-i sırf", yani saf yokluk deniyor; onun karşılığında da "vücûd-ı sırf" bulunuyor. Gölgeler oluşmaya başladığında yokluk tarafında da mertebeler tek tek belirmeye başlıyor.

Yokluğun güzelleşmesi

Sohbette anlatıldığına göre, marifeti tamamlanmış bir Allah dostu önce yükseliyor, ardından iniş yaşıyor. Bu iniş sırasında uğradığı yokluk mertebeleri, varlıktan yansıyan güzelliklerle boyanmış oluyor. Hocaefendi bunu, kulun nefsindeki kötülüklerin teker teker güzelliğe dönüşmesi olarak izah ediyor.

İnsandaki sayısız yokluk

Meselenin somutlaşması için verilen örnek dikkat çekici: Gözün görmesi bir varlık, görmemesi bir yokluk; kulağın işitmesi bir varlık, işitmemesi bir yokluk. Hocaefendi, insandaki her uzvun, hatta her hücrenin varlık yönü olduğu gibi bir yokluk yönü de bulunduğunu, mektupta anlatılan "adem mertebeleri"nin bu şekilde anlaşılabileceğini söylüyor.

İlim ile yol arasındaki bağ

Sohbetin ortasında gelen bir soru üzerine konu, ilim sahibi olan kişiyle bu birikimden yoksun olanın manevi yolculuğu arasındaki farka geliyor. Hocaefendi'nin benzetmesi şöyle: Biri kandili, camı, fitili hazır olarak gelir; hocasının yapacağı tek şey onu yakmaktır. Diğerinin ise bütün bu parçaları yıllar içinde tedarik etmesi gerekir. Bu yüzden tefsir, hadis ve fıkıh bilen bir kimsenin yolu daha hızlı aldığını, ilimsiz devam edenin de yükseldiğini ama çok daha ağır ilerlediğini ifade ediyor.

Mektûbât'a verilen değer

Sohbetin son bölümünde eserin kıymetine dair nakiller aktarılıyor. Hocaefendi, geçmiş büyüklerin Mektûbât hakkında söylediği takdir sözlerini naklediyor ve bu kitabın kıyamete kadar okunacak bir eser olduğu kanaatini paylaşıyor. Kitabı anlamak için de güzel bir benzetme yapıyor: Minarenin dibinde durup şehri seyredemezsin, şerefeye çıkman gerekir. Yani metne, hazırlıklı ve yüksekten bakmayı öğütlüyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.