İzzet Allah’ındır: Müminin Şerefi ve Ümmet Olmanın Onuru | Tahir Büyükkörükçü
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu vaazında, izzetin nerede aranması gerektiğini anlatıyor. Konuya, izzetin Allah'a, Resulüne ve müminlere ait olduğunu bildiren ayetle giriyor. Hocaefendi bu ayetin, kendilerini güçlü sayanların zayıf gördüklerini küçümsediği bir hadise üzerine indirildiğini naklediyor ve buradan müminin şerefinin kaynağına geçiyor.
İzzet Kimin
Hocaefendi ayetin verdiği ölçüyü şöyle açıklıyor: insan kendini aziz görmekle aziz olmaz; izzet Allah'ındır, Resulünündür ve ona bağlanan müminlerindir. Buradan cemaate seslenerek, Peygamber Efendimize ne kadar ümmet olunursa o kadar izzet kazanılacağını söylüyor. Hocaefendi'ye göre bu şeref, insanın kendi iddiasından değil bağlandığı davadan gelir; bu sebeple mümin davasına sahip çıkmalı, Kur'an'ına sımsıkı sarılmalıdır.
"Seni Şahit Olarak Gönderdik"
Vaazın merkezinde Peygamber Efendimizin vasıflarını bildiren bir ayet var. Ayette Efendimizin şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderildiği bildirilmektedir. Hocaefendi burada "şahit" kelimesinin izah istediğini söylüyor ve mahşerde kurulacağı rivayet edilen bir sorgu zincirini anlatarak konuyu açıyor.
Mahşerdeki Sorgu Zinciri
Hocaefendi'nin naklettiği anlatıma göre kıyamet günü vahyin taşınma sırası tek tek sorulacaktır. Vahyi taşımakla görevli olanlar emaneti eksiksiz teslim ettiklerini bildirecek; peygamberler de Cebrail'den aldıkları ayetlerin bir harfini, bir noktasını dahi eksiltmeden ümmetlerine tebliğ ettiklerini söyleyecektir. Sıra ümmetlere geldiğinde ise bazılarının "bize böyle bir şey gelmedi" diyeceği anlatılıyor. Hocaefendi bu noktada dinleyicisine dönerek asıl soruyu hatırlatıyor: bize ulaşan ayetleri ne yaptığımız da sorulacaktır.
Şahitlik Eden Ümmet Olmak
Sohbetin en dikkat çekici bölümü burada. Hocaefendi, Kur'an'da ümmet-i Muhammed'in vasat ve adil bir ümmet olarak vasıflandırıldığını hatırlatıyor ve rivayet edilen anlatıma göre mahşerde bu ümmetin peygamberlerin tebliği hakkında şahitlik yapacağını naklediyor. Hocaefendi bunu, bu ümmete verilmiş büyük bir şeref olarak takdim ediyor ve bu şerefin karşılığında bir sorumluluk bulunduğunu ima ediyor.
Son Nefeste Gelen Müjde
Vaazın sonunda hocaefendi, cemaatini ümitle uğurlamayı âdet edindiğini söylüyor ve bunun kendi salahiyetiyle değil ayetin beyanıyla olduğunu belirtiyor. Kur'an'da haber verildiğine göre, "Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra dosdoğru olanların yanına vefat anında melekler iner ve onlara korkmamalarını, üzülmemelerini, vadolundukları cennetle şimdiden sevinmelerini söyler. Hocaefendi bu istikametin ne demek olduğunu da açıyor: aile hayatında, ticaret ahlakında, vatana hizmette ve kulluğun her alanında dürüst bir ömür geçirmek.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.