İslam’a Sarılmadan Saadete Ulaşılmaz! | Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu cuma vaazında tek bir hükmü işliyor: insanoğlu dünyada ve ahirette saadet istiyorsa İslam'a sımsıkı sarılmaktan başka yol yoktur. Hocaefendi bu iddiayı havada bırakmıyor; dinleyicinin kendi hâlini ölçebileceği bir mihenk taşı veriyor ve İslam'ın niçin bölünmez bir bütün olduğunu anlatıyor.
Kendini Yoklamanın Ölçüsü
Sohbetin en dikkat çekici bölümü, kişinin kendi hâlini nasıl anlayabileceği üzerine. Hocaefendi, Peygamber Efendimizden nakledilen bir benzetmeyi hatırlatıyor: mümin mescide girdiğinde denizdeki balığın hâlini alır, münafık ise kafesteki kuş gibi bir an önce çıkmak ister. Buradan hareketle şunu söylüyor: bir mecliste, hatta bir ağacın gölgesinde bile olsa İslam'dan söz açıldığında gönlünüzde bir açılma, bir ferahlık meydana geliyorsa bu hidayetin alametidir.
Sadrın Açılması
Hocaefendi bu ölçünün kendi sözü olmadığını, Kur'an'da bildirildiğini belirtiyor. Ayette, Allah'ın kimin göğsünü İslam'a açtıysa onun Rabbinden gelen bir nur üzere olduğunun haber verildiğini aktarıyor. Ayetin devamında ise bunun tersine dikkat çekildiğini; Allah'ın zikri anıldığında kalbi katılaşan, Kur'an okunurken gaflete düşen hâlin uyarıldığını söylüyor. Hocaefendi özellikle gençlere seslenerek bu iki hâli birbirinden ayırt etmelerini istiyor.
Milyonlarca Vidalı Bir Bütün
Dinin parçalanamayacağını anlatmak için hocaefendi teknik bir benzetmeye başvuruyor. Uzay çalışmalarında görev almış bir mühendisin verdiği beyanı hatırlatıyor: fırlatılan araçta milyonlarca vida vardır ve bunlardan birinin gevşemesi bütün yolculuğu tehlikeye atar. Hocaefendi İslam'ı da böyle görüyor; hiç kimsenin bu bütünden bir hükmü söküp atma, kendini istisna tutma hakkı yoktur. Zira din, kulun değil Allah'ın dinidir; Kur'an'da dinin halis olarak Allah'a ait olduğunun bildirildiğini hatırlatıyor.
İslam İlim Dinidir
Sohbetin son bölümü ilme ayrılmış. Hocaefendi, İslam'ın baştan sona ilme ve hakikate dayandığını, hiçbir hükmünün ilmi reddetmediğini, kıyamete kadar yeni keşiflere ve içtihatlara açık olduğunu söylüyor. İlim rütbesinin bütün rütbelerin üstünde olduğunu ifade eden bir sözü hatırlatıyor.
"Okuyunuz, Okuyunuz"
Hocaefendi vaazını gençlere yönelttiği bir çağrıyla bitiriyor. Dünyanın bütün ilim ve fenleriyle donanmalarını, akranlarından üstün olmak için gayret etmelerini istiyor. İhtisas nerede yapılıyorsa oraya gidilmesini, ilim Çin'de de olsa öğrenilmesini tavsiye ediyor. Ancak bir şartla: bu ilim salih amelle, yüksek ahlak ve edeple birleştirilmelidir. Hocaefendi'ye göre asıl hedef, herkesten çok bilen ama aynı zamanda Allah'ın razı olduğu bir kul olabilmektir.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.