Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

İrfan Mektebi (14-03-2012)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca

👁 1.571 izlenme 👍 33 📅 9 Nisan 2012 ⏱ 1:19:53
🎙️ Abdurrahman Büyükkörükçü 💚 Ahlak ve Edep
Kontv - İrfan Mektebi
📝 İrfan Mektebi (14-03-2012)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca — Yazılı Anlatım

Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi "İrfan Mektebi" sohbetlerinin bu bölümünde teslimiyet konusunu işliyor. Bir hafta önce yapılan anma programı için cemaate teşekkür ederek söze başlayan hocaefendi, ardından asıl konuya geçiyor: Müslüman kime, nasıl teslim olur ve bu teslimiyetin alâmetleri nelerdir?

Teslimiyet nedir

Hocaefendi, İslam'ın bir teslimiyet dini olduğunu söylüyor: Müslüman, Kur'an'a, Resûlullah'a ve Allah'ın dinine teslim olmuş kişidir. Bu teslimiyetin en güzel örneklerini sahabe-i kiramın hayatında bulduğumuzu belirtiyor ve sohbette bunlardan örnekler vereceğini söylüyor. Bu münasebetle Necip Fazıl'ın "hakiki hürriyet hakka cesarettir" manasındaki sözünü de anıyor.

Kemalatın iki temeli

Sohbetin merkezinde, bir Allah dostuna nispet edilen şu tespit var: bütün olgunluğun özü iki şeydedir. Birincisi Allah'ın emrine saygı göstermek, ikincisi Allah'ın yarattıklarına şefkat ve merhametle yaklaşmak. Hocaefendi bunu Anadolu tabiriyle "başım gözüm üstüne" demek, yani "işittik ve itaat ettik" diyen müminlerin hâli olarak açıklıyor. İkinci maddeyi anlatırken merhametin sınırını geniş tutuyor: insana, hayvana, hatta cansız varlıklara karşı da saygı. Yunus'un "yaratılanı Yaratan'dan ötürü hoş görmek" ölçüsünü hatırlatıyor ve merhametle yaklaşmanın bazen bir insanın hidayetine vesile olabileceğini söylüyor.

Saygı, sözde değil amelde

Hocaefendi burada önemli bir ayrım yapıyor. Bir emre saygı duymak, ona muhalefeti terk etmekle olur; yani saygı sözle değil, yaşamakla gösterilir. Bu noktada bir örnek veriyor: bir hükmün doğruluğuna inandığını söyleyip hayatında tam tersini yapan kimsenin durumu. Hocaefendi bu tavrı "saygı budur denemez" diyerek eleştiriyor ve teslimiyetin itaat, amel ve davranış demek olduğunu vurguluyor. Bunu bir suçlama olarak değil, kendini de içine katan bir hatırlatma olarak dile getiriyor.

Alışkanlığa dönüşen günahın tehlikesi

Sohbetin son bölümünde İmam Kuşeyrî'ye nispet edilen bir söz aktarılıyor. Buna göre bir emri yerine getirmekte kusur eden kimse için af ümidi vardır; fakat haramı alışkanlık hâline getirenler için tehlike daha büyüktür. Sebebini de şöyle açıklıyor: insan aynı yanlışı tekrarlaya tekrarlaya o yanlış gözünde küçülür ve zamanla ciddiyetini kaybeder. Hocaefendi bu sözü kendi hükmü olarak değil, o büyük zata nispetle naklettiğini belirtiyor ve "Rabbim muhafaza buyursun" diyerek geçiyor.

Bilgiyle amel etmek

Hocaefendi sohbeti, kendisine telefonla yapılan bir duayı naklederek bitiriyor: "Bildiklerinizle amel etmeyi Cenâb-ı Hak nasip etsin." Bunun en güzel dualardan biri olduğunu söylüyor; konuşmanın kolay, yaşamanın zor olduğunu ifade ediyor ve cemaatten dua istiyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.