İrfan Mektebi (09-01-2013)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde bir hadis-i kudsi ve çeşitli hadis-i şerifler üzerinden müminin hayatına yön veren ölçüleri anlatıyor. Sünnetin dindeki yeri, cemaatle namazda imama uymanın inceliği, yardımlaşma ve nimetlerin hesabı sohbetin başlıca konuları arasında yer alıyor.
Sünnet olmadan din yaşanmaz
Hocaefendi, hadisleri hayatımıza yön veren "trafik işaretleri" olarak niteliyor. Peygamber Efendimiz'in en güzel örnek olduğunu, dinin ondan alınıp onun gösterdiği şekilde yaşandığını, bu yüzden sünnet ve hadis olmadan İslam'ı yaşamanın mümkün olmadığını ifade ediyor. Sağlam kaynaklarda tespit edilmiş hadisleri devreden çıkarmaya yönelik yaklaşımlara karşı dinleyicilerini dikkatli olmaya davet ediyor.
Namazda imama uymak
Hocaefendi, cemaatle namazda imamdan önce davranmanın ciddi bir hata olduğunu hatırlatıyor. İmamdan önce namaza başlayanın namazının olmayacağını, özellikle başlangıç tekbirinde ve selamda imamdan sonra kalmak gerektiğini, geçiş tekbirlerinde imamı geçenler için de ciddi uyarılar bulunduğunu ifade ediyor. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz imama uymayı namazın tamamlayıcılarından saymıştır.
Arşın gölgesine götüren ameller
Aktarılan bir hadise göre zorluklara rağmen abdesti güzelce almak, akşam, yatsı ve sabah gibi karanlık vakitlerde cemaate devam etmek ve açları doyurmak, kıyamet gününde kişiyi arşın gölgesine götürecek amellerdendir. Hocaefendi, o gün bu gölgeye çok ihtiyaç duyulacağını vurguluyor.
Nefsin cimriliğini yenen üç şey
Bir başka hadiste zekatını veren, misafirine ikram eden ve sıkıntılı zamanlarda müminlerin yardımına koşan kişinin nefsinin cimriliğini yendiği bildiriliyor. Hocaefendi bu vesileyle yardıma muhtaç Müslüman kardeşlere gönderilen gıda ve kurban yardımlarını, deprem gibi afetlerde gösterilen dayanışmayı örnek veriyor. Müslümanların derdiyle dertlenmeyenin onlardan olmadığını bildiren hadisi de hatırlatıyor.
Hesabı sorulmayacak üç şey
Sohbetin sonunda hocaefendi, rivayete göre gölgelenecek kadar basit bir barınak, beli doğrultacak kadar kuru ekmek ve avret yerini örtecek kadar elbiseden hesap sorulmayacağını; bunun ötesinde elimizdeki kalemden içtiğimiz suya kadar her şeyin hesabının sorulacağını anlatıyor. Konuya gelecek hafta devam edeceğini söylüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.