İnsanlığın Gidiş Yönü, Yarınımız İçin Neler Yapabiliriz (27-03-2013) - Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi, 27 Mart 2013 tarihli bu sohbetinde toplumun gidişatı karşısında endişe duyan müminlere, yarınlarını daha hayırlı kılmak için tutunmaları gereken esasları hatırlatıyor. Hocaefendinin cevabı iki temel üzerinde yoğunlaşıyor: namazı hayatın merkezine koymak ve takva üzere yaşamak.
Mümin olmanın şerefi
Sohbet, iman nimetine şükürle başlıyor. Hocaefendi iman şerefinin insanın başını göğe erdirdiğini, ancak bu nimetin hakkının verilmesi gerektiğini söylüyor. İman sahibi olarak ve bir İslam beldesinde yaratılmanın ne kadar büyük bir lütuf olduğunun asıl mahşerde anlaşılacağını ifade ediyor.
"Bu hal nereye gidecek?"
Hocaefendi, dostlarıyla yaptığı sohbetlerde toplumun farklı kesimlerinden insanlarla karşılaştığını; dertli, sıkıntılı ve "bu gidiş nereye" diye düşünen pek çok kişi olduğunu anlatıyor. Bu duruma karşı birbirleriyle istişare ettiklerini ve "Yarınımızı bugünümüzden daha hayırlı eyle" diye Allah'a yöneldiklerini söylüyor.
Peygamber rüyasındaki ibretli manzara
Sohbetin orta bölümünde hocaefendi, Buhari'de geçtiğini belirttiği uzun bir hadisten söz ediyor. Rivayete göre Peygamber Efendimiz rüyasında, başı bir taşla ezilen, sonra yeniden eski hâline gelen ve bu azabın tekrar tekrar yaşandığı bir adam görür. Sonunda bunun Allah'ın farz kıldığı namaza kalkmayanların hâli olduğu bildirilir. Hocaefendi bu uzun hadisin hem uyarı hem müjde içeren diğer bölümlerini ilerideki bir sohbette paylaşacağını söylüyor.
Namaz ve Müslümanlık iddiası
Hocaefendi, Müslümanlığın kuru bir iddia olmadığını, insanın bunu Allah'a ve insanlara karşı davranışıyla göstermesi gerektiğini vurguluyor. Bütün vaazlarında tekrarladığını belirttiği "namazsız Müslümanlık olmaz" sözünü bu sohbette de güçlü bir vurguyla dile getiriyor. Namazın insan hayatındaki yerini, bütün vücudu dolaşan kanın hayati önemine benzeterek anlatıyor.
Takvanın bereketi
Sohbetin son bölümünde, Allah'tan hakkıyla korkanlara hakkı batıldan ayırma melekesi (furkan) verileceğini, kötülüklerinin örtüleceğini ve bağışlanacaklarını bildiren ayet işleniyor. Hocaefendi "furkan" kelimesinden hareketle, hakkı batıldan ayıran anlamındaki "Faruk" lakabıyla anılan Hz. Ömer'i hatırlatıyor. Ayette insanların günahsız kılınacağı değil, günahlarının affedileceği bildirildiğine dikkat çekiyor: İnsan beşerdir, hata eder; önemli olan samimiyet, teslimiyet ve tövbedir. Küçük bir amele karşılık ebedi cennetler veren Rabbin ikramının büyüklüğünü hatırlatarak sohbeti tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.