İhsan Mertebesi Nedir? Allah’ı Görüyormuş Gibi Yaşamak | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, insanı "görüyormuşçasına iman" noktasına taşıyan yolu anlatıyor. Sohbetin merkezinde tefekkür var: Cenab-ı Hakk'ın kudretini, yarattığı varlıklardaki inceliği ve güzelliği düşünmek. Hocaefendi bu düşünmenin bir meyvesi olduğunu söylüyor; o meyve de tereddütsüz, şüpheden uzak bir iman.
Tefekkürün Meyvesi: Yakîn Derecesinde İman
Sohbete göre tefekkür, boş bir zihin egzersizi değil; insanı Allah'ı zikirde daim olmaya götüren bir hâl. Hocaefendi, hiçbirimizin cenneti ya da cehennemi gözle görmediğini, buna rağmen iman ettiğimizi hatırlatıyor. İnsanın görmediğine bu kadar sağlam inanabilmesi, işte o yakîn derecesindeki imanın alâmeti olarak sunuluyor.
Hz. Huzeyme'nin Şahitliği
Hocaefendi bu noktada, kaynaklarda anlatılan bir hadiseyi naklediyor. Peygamber Efendimizin yaptığı bir at alışverişi sonradan inkâr edilince, olay sırasında orada bulunmayan Hz. Huzeyme çıkıp şahitlik eder. Kendisine "sen yanımızda değildin, nasıl şahitlik ettin?" diye sorulduğunda verdiği cevap sohbetin can alıcı yeri: "Siz bize görmediğimiz cennetten, cehennemden, meleklerden haber verdiniz, hepsine inandık; bir at meselesinde size inanmayalım mı?" Rivayete göre bu sebeple onun tek başına şahitliğinin iki kişinin şahitliği yerine geçtiği müjdelenmiştir.
Günü Zikirle Doldurmak
Sohbetin ikinci bölümünde konu, imanı canlı tutan zikre geliyor. Hocaefendi, sabah kulağa takılan bir âyeti ya da Esmâ-i Hüsnâ'dan bir ismi gün boyu tekrar etmeyi tavsiye ediyor. Ev işi yaparken, yemek pişirirken, bulaşık yıkarken sürdürülen bu zikrin zamanla şuuraltına yerleşeceğini, insanın farkında olmadan dilinin onu söyleyeceğini anlatıyor. Hasan-ı Basrî'ye nispet edilen "nerede olursan ol Allah'ı aziz tut, O da seni aziz kılar" sözünü de bu çerçevede hatırlatıyor.
Kâinat Kitabından Bir Yaprak
Son bölümde hocaefendi tefekkürü somutlaştırıyor. Bir sümbülün, bir zambağın kokusunu; gülden elde edilen yağı; ud ağacının reçinesinden çıkan çok kıymetli kokuyu örnek veriyor. Hepsinin kuru topraktan, aynı sudan meydana gelmesini Allah'ın kudretine işaret olarak okuyor. Sohbet, göklerin ve yerin yaratılışını düşünenlerden bahseden âyet-i kerimeyi hatırlatarak bağlanıyor: her şeyde bir hikmet, bir ibret ve bir gaye vardır.
Bu yazı sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.