HER MÜ'MİN İÇİN 2 CENNET VAR! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu kısa sohbetinde Rahmân suresinde geçen bir ayeti ele alıyor: Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimse için iki cennet bulunduğunu bildiren ayet. Başlıktaki ifadenin kaynağı da burasıdır. Hocaefendi bu "iki cennet"in ne anlama gelebileceğini müfessirlerin yorumlarıyla açıyor.
Cenneti Dünyada Kavramanın Sınırı
Hocaefendi sözlerine dürüst bir itirafla başlıyor: cennete girmeden onun ne olduğunu hakkıyla bilmek mümkün değildir. Elmalılı Hamdi Efendi'nin de bu yönde konuştuğunu naklederek, cennetin bize kapalı bir âlem olduğunu söylüyor. Elimizde yalnızca ayetlerin ve hadis-i şeriflerin bildirdikleri vardır; onlarla bir tasavvur oluşturmaya çalışırız. Buna karşılık orada hayale bile gelmeyen nimetlerin bulunduğunu ifade ediyor.
Ayetteki Korku Nasıl Bir Korkudur
Hocaefendi, ayette geçen korkuyu tarif ederken bunun sıradan bir ürperti olmadığını anlatıyor. Rabbinin azametinden, kudretinden; mahşer gününde O'nun huzurunda durmaktan ve hesap vermekten duyulan bir korkudur bu. Allah dostlarının bu hâlini tasvir eden ifadeleri hatırlatarak, bu korkuyu bir ömür boyu taşıyan kimselerin hâlinden söz ediyor. Ayetin müjdesi işte bu hassasiyeti taşıyanlaradır.
"İki Cennet" Üzerine Yapılan Yorumlar
Sohbetin merkezinde, müfessirlerin bu ifadeyi nasıl anladığı vardır. Hocaefendi bir yorumu şöyle naklediyor: Allah'ın yarattığı her insan için cennette de cehennemde de bir yer takdir edilmiştir; iman etmeyenler cennete giremeyeceği için onların oradaki yerlerine müminler vâris olur. Böylece takva sahibi kulun biri kendi ameliyle hak ettiği, diğeri ona miras kalan iki cenneti bulunmuş olur. Hocaefendi bunun bir rivayet ve bir tefsir yorumu olduğunu özellikle belirtiyor. Bir başka yaklaşımın ise bunları, diğerlerinden ayrı ve daha hususi cennetler olarak anladığını aktarıyor.
Kesin Konuşmamak, Duayla Yetinmek
Hocaefendinin bu sohbetteki tavrı dikkat çekicidir. Birkaç tefsire baktığını, bunların birbirine yakın izahlar yaptığını, ancak "kesin olarak şudur" diyebilen kimsenin bulunmadığını söylüyor. Sebebini de yine aynı hakikate bağlıyor: cennet nimetini dünyada tam olarak anlamak ve anlatmak mümkün değildir. Bu sebeple işin doğrusunu Allah'ın bileceğini ifade ederek sözü duaya bağlıyor ve cümlemizin bu cennetlere kavuşmasını niyaz ediyor.
Bu yazı, kısa sohbetin ana çerçevesini özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.