"Mekân-ı Aşk" programının bu bölümü, Bolu Dağı'ndaki türbesinin başından Halvetiye yolunun büyüklerinden Hayreddin Tokadi Hazretleri'ni tanıtıyor. Programın sunucusu, zatın hayatına dair kaynaklarda az bilgi bulunduğunu belirterek soyunu, manevi silsilesini, eserlerini ve türbesinin bugünkü hâlini anlatıyor.
Bolu Dağı'nda bir türbe
Program, Bolu'ya yaklaşık on kilometre kala yoldan ayrılıp dağın içine girilerek ulaşılan türbenin başında çekiliyor. Sunucu, kışın bol kar alan bu yerin yazın adeta cennetten bir köşeye döndüğünü, ruhani havasıyla ziyarete değer olduğunu anlatıyor. Türbenin yanında bir mescit, karşısında ise zatı anmak için etkinlikler düzenleyen bir vakfa ait olduğu tahmin edilen bir bina bulunduğu belirtiliyor. Bolu Dağı'ndan geçen pek çok yolcunun buradan geçerken Fatiha gönderdiği de ifade ediliyor.
Hayatı ve soyu
Programda aktarıldığına göre Hayreddin Tokadi, babasının görevi sebebiyle Tokat'ta dünyaya gelmiş, aslen Kastamonuludur; "Tokadi" nisbesi de buradan gelir. Sunucu, araştırmaları sırasında zatın büyük müfessir Fahreddin Razi'nin neslinden geldiğini öğrendiğini söylüyor. Tasavvuf tarihçilerinin onun hakkında çok az bilgi bıraktığına da dikkat çekiyor.
Şaban-ı Veli'nin mürşidi
Hayreddin Tokadi, daha önceki bir programda tanıtılan ve Halvetiye'nin Şabaniyye kolunun piri olan Şaban-ı Veli Hazretleri'nin mürşidi olarak takdim ediliyor. Sunucuya göre bu yol, Şaban-ı Veli'den sonra Anadolu'da ve özellikle İstanbul'da çok yaygınlaşmıştır.
Manevi silsile
Programda Halvetiye silsilesinden bazı halkalar sayılıyor: yolun ikinci piri kabul edilen ve onu Anadolu'da yaygınlaştıran Seyyid Yahya Şirvani, Pir Muhammed Erzincani ve İstanbul'da Sümbül Efendi olarak bilinen Sümbül Sinan'ın da şeyhi olan Çelebi Halife. Hayreddin Tokadi, sunucunun ifadesiyle bu silsilenin yirmi sekizinci halkasıdır.
Basılmayı bekleyen eserler
Programın sonunda zatın risaleleri tek tek sayılıyor. Bunlar arasında Ayetü'l-Kürsi tefsiri, abdestin sırlarını anlatan bir risale, velayet üzerine bir risale ve Allah'ın isimlerini konu alan bir çalışma bulunuyor. Sunucu bu eserlerin el yazması olarak kütüphanelerde durduğunu, hiçbirinin basılmadığını belirterek ilgililerin bunları okuyuculara kazandırması çağrısında bulunuyor.
Bu yazı, programın ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.