Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

Hayırlı ve Kıymetli Ameller-3 (20-02-2013)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca

👁 13.941 izlenme 👍 214 📅 21 Şubat 2013 ⏱ 1:09:46
🎙️ Abdurrahman Büyükkörükçü 🗣️ Genel Sohbet
Kontv - İrfan Mektebi - 20 Şubat 2013
📝 Hayırlı ve Kıymetli Ameller-3 (20-02-2013)- Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca — Yazılı Anlatım

Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi, "Hayırlı ve Kıymetli Ameller" serisinin 20 Şubat 2013 tarihli üçüncü sohbetinde, Peygamber Efendimiz'in hadisleri ışığında hangi amellerin daha hayırlı olduğunu anlatmayı sürdürüyor. Bu bölümde öne çıkan konular; hayırlı ümmet olmanın sorumluluğu, dini kolay yaşamak ile keyfe göre yorumlamak arasındaki fark ve insanın ölümünden sonra da sevabı süren amellerdir.

Hayırlı bir ümmetin ferdi olmak

Hocaefendi, Kur'an-ı Kerim'in işaretine dayanarak Müslümanların insanlık için çıkarılmış hayırlı bir ümmet olduğunu hatırlatıyor. Bu ümmetin içinde sıradan, tesadüfi bir hayat sürmenin mümine yakışmadığını, daha güzel bir kulluk için gayret etmek gerektiğini söylüyor. Hedef, dünyanın ve ahiretin hayrını Rabbimizden istemek ve bunun yolunu Resulullah'tan öğrenmek.

Rabbimiz bizden ne istiyor?

Gençlerle yaptığı sohbetlerden bir örnek veriyor: Günde beş vakit namaz, her biri on dakika sürse toplam elli dakikadır. On bir ay yiyip içen insandan bir ay oruç, kazandığı servetin kırkta biri zekat olarak isteniyor. Hocaefendi, bu kadar nimetin karşılığında istenenin ne kadar az olduğuna dikkat çekerek asıl izzet ve şerefin kullukta olduğunu vurguluyor. Dünya hayatının geçiciliğini, sevdiklerimizi kendi elimizle uğurladığımızı ve sıranın bize de geleceğini hatırlatıyor.

Dini kolay yaşamak

Sohbette, sürekli oruç tutmaya niyet eden Abdullah b. Amr'ın kıssası anlatılıyor. Peygamber Efendimiz ona bir gün tutup bir gün yemek şeklindeki Davud orucunu tavsiye eder; ileri yaşlarında o, "Keşke Resulullah'ın sözünü tutsaydım" der. Hocaefendi buradan, dinin kolay yaşanmasının hayırlı olduğunu ve kulun acizliğini itiraf ederek ruhsatlarla amel etmesinden Allah'ın hoşnut olduğunu aktarıyor.

Kolaylık, keyfe göre yorum değildir

Hocaefendi hemen ardından önemli bir uyarı yapıyor: Dinin kolaylık tanımadığı yerde kimsenin dini kendi keyfine göre kolaylaştırma hakkı yoktur. Örnek olarak iş ve mesai gerekçesiyle namazları akşama bırakmayı, sıcak günlerde Ramazan orucunu kışa ertelemeyi gösteriyor ve bu tür bir kolaylığın dinde yer almadığını ifade ediyor. Ona göre Müslümanlık lafla olmaz; Kur'an'ın ve sünnetin çizdiği çizgiye teslim olmak gerekir.

Ölümden sonra da süren hayır

Sohbetin son bölümünde, insan öldüğünde amelinin kesildiği, ancak sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve salih evladın hayrının devam ettiği hadisi işleniyor. Hocaefendi, ecdadın bıraktığı eserleri, yetiştirdiği talebeleri, tefsir, hadis ve fıkıh külliyatını bu kapsamda anıyor; Mevlana'nın Mesnevi'sini okurken her beytin bir elmas gibi tesir ettiğini anlatıyor. Kalan hadislerin bir sonraki sohbette tamamlanacağını söyleyerek duayla bitiriyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.