Gözleri Haramdan Korumak ! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde gözü haramdan korumak konusunu, sadece bakışla sınırlı tutmadan ele alıyor. Sohbetin ana fikri şu: göz, kulak, dil ve el gibi azaların her birinin kendine göre bir imtihanı vardır ve bunların tamamı kalbi doğrudan etkiler. Anlatım, hadis-i şeriflerde geçen "azaların günahı" tasnifi üzerinden ilerliyor.
Kalp gözden etkilenir
Hocaefendi öncelikle kalbin gözden alınan görüntülerden ne kadar müteessir olduğunu anlatıyor. Bu yüzden yapılacak ilk işin "göze sahip olmak" olduğunu, bu konunun Allah dostlarının nasihatlerinde de ciddiyetle işlendiğini söylüyor. Videoda hatırlatıldığına göre Peygamber Efendimiz altı hususta söz verilmesi hâlinde cennet müjdesi vermiş ve bunlar arasında gözü korumayı da saymıştır.
"Beni bana bırakma"
Sohbetin dua bölümünde hocaefendi, insanın kendi hâline bırakıldığında dayanamayacağını, mağlup olup yıkılabileceğini kabul ediyor. Peygamber Efendimizin göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa kulun nefsine bırakılmaması için dua ettiğinin rivayet edildiğini aktarıyor ve aynı niyazı tekrarlıyor. Burada istenen şeyin iradeyi bırakmak değil, iradeyi sağlam kullanacak gücü istemek olduğunu özellikle açıklıyor.
Azaların imtihanı
Sohbetin merkezinde, rivayet edilen bir hadis-i şerifin tasnifi yer alıyor: gözün imtihanı bakmakta, kulağın dinlemekte, dilin konuşmakta, elin tutmaktadır. Bakmaya hakkımız olmayan yere bakmak; komşunun sırrını ya da iki kişinin arasındaki konuşmayı dinlemek; müminin vakarına yakışmayan sözleri söylemek bu kapsamda değerlendiriliyor. Hocaefendi bunları kendi adına değil, nakledilen hadis çerçevesinde aktarıyor.
Dile sahip olmak
Sohbetin en geniş bölümü dil bahsine ayrılmış. Gıybet, yalan, iftira ve hakaretin buradan doğduğu; itikat kitaplarının sonundaki uyarıların da boşuna konulmadığı hatırlatılıyor. Hocaefendi burada Muaz bin Cebel'in "beni cennete koyacak, cehennemden uzaklaştıracak bir amel söyle" sorusuna verilen cevabı naklediyor: Efendimizin bütün işin özü olarak diline sahip olmayı işaret ettiği aktarılıyor. Rivayete göre insanları yüzüstü düşüren şeylerin başında dilleriyle biçtikleri gelmektedir.
Sonuç: dikkat, suçlama değil
Sohbet boyunca hocaefendi konuyu bir suçlama diline dönüştürmüyor; herkesin kendi nefsinden başlayacağı bir dikkat çağrısı yapıyor. Yarın hesap gününde konuşulan sözlerden de sorulacağı hatırlatması, sohbetin bağlayıcı cümlesi oluyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.