Furkan Suresi-1 (12-06-2013) - Abdurrahman Büyükkörükçü Hoca
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde Furkan Suresi'nin sonlarına doğru anlatılan "Rahman'ın kulları"nın vasıflarına giriş yapıyor. Sohbetin merkezinde şu soru var: Allah'ın razı olduğu güzel kullar nasıl yaşar, hatta yolda nasıl yürür? Hocaefendi bu soruya ayetlerden, rivayetlerden ve Anadolu büyüklerinin hatıralarından örneklerle cevap arıyor.
Ömür, elimizdeki en ciddi sermaye
Sohbetin başında hocaefendi, günlerin birbirini kovaladığını, yeni günlerin gelişine sevinirken en kıymetli hazinemiz olan ömrü farkında olmadan tükettiğimizi hatırlatıyor. Bu sermayenin hayırda tüketilmesi ve kulun Rabbine en hayırlı hal üzere kavuşması için dua ediyor.
"Hasetçilerin çok olsun" duası
Hocaefendi, babasından dinlediği bir hatırayı yeniden anlatıyor: Babası bir gün hocasının elini öptüğünde "Hasetçilerin çok olsun" duasını almış ve bu duaya şaşırmış. Hocası ise nimeti ve mazhariyeti büyük olanın hasetçisinin de çok olacağını söylemiş. Hocaefendi bu hatıradan hareketle Mehmet Akif'in "cennet vatan" tabirini ve bu toprakların manevi değerini hatırlatıyor.
Yeryüzünde vakarla yürüyenler
Rahman'ın kullarının ilk vasfı olarak yeryüzünde vakarla, sükunetle yürümeleri üzerinde duruluyor. Hocaefendi, zaruret hali dışında telaşla, insanlara çarparak, yollarını keserek yürümenin müslümana yakışmadığını söylüyor. Rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz, böyle yürümenin müminin değerini alıp götürdüğünü buyurmuştur; Efendimiz'in kendi yürüyüşü de ağırbaşlı ve sakindi.
Sokakta önüne bakan bir Allah dostu
Bu bahiste Anadolu'nun manevi büyüklerinden birine dair bir hatıra da anlatılıyor: Evden camiye gidip gelirken hep önüne bakan bu zata sebebi sorulduğunda, "Benim gördüklerimi görseniz sokağa çıkamazsınız" dediği nakledilir. Hocaefendi buradan şu sonuca varıyor: Mümin, hadiseler karşısında kendini bozmayan, akıntıya kapılmayan insandır.
Evlatlara sahip çıkmak
Sohbetin sonlarında hocaefendi anne babalara seslenerek çocuklarını takip etmelerini, onlarla oturup konuşmalarını, kimden ders ve sohbet dinlediklerine dikkat etmelerini istiyor. Evlatlara İslam ahlakının ve seleften devralınan ilimlerin öğretilmesi gerektiğini vurguluyor.
Azabın uzamasına işaret eden bir kıraat inceliği
Son olarak ele alınan ayette kıyamet gününde azabın kat kat artırılacağı ve günahkarın orada zelil olarak kalacağı bildiriliyor. Hocaefendi, bu ayette "fîhî" kelimesinin uzatılarak okunmasına dikkat çekiyor ve müfessirlerin bunu, bu tür kimseler için azabın uzayacağına bir işaret olarak yorumladıklarını aktarıyor. Sohbet, cehennemden ve cehenneme götüren amellerden korunma duasıyla sona eriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.