EBEDİ SAADETİ KAZANMAK İÇİN! KİMLER ALLAH TARAFINDAN AFFEDİLECEK? | Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi
Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde, dünyaya gelişimizin gayesi olarak gördüğü ebedî saadeti ve bu saadete ehil olmanın şartlarını anlatıyor. "Kimler affedilecek?" sorusunun cevabını, Kur'an'ın tarif ettiği gerçek mümin vasıflarında arıyor.
"Allah'ın metaı pahalıdır"
Sohbetin açılış cümlesi, Efendimiz'den nakledilen bir söz: Biliniz ki Allah'ın metaı pahalıdır. Hocaefendi bu ifadeyi şöyle açıyor: Rızaya ermek, gülerek göçmek, kabri bir cennet bahçesine çevirmek, mahşerde arşın gölgesinde bulunmak; bunların hepsi çok kıymetli, dolayısıyla bedeli de ağır nimetlerdir. Bu nimetlere ermenin şartı olarak müminin gerçek anlamda mümin olmasını gösteriyor.
Kalpteki ürperti
Hocaefendi asıl ölçüyü Kur'an'dan alıyor: Gerçek müminler, yanlarında Allah anıldığında kalpleri ürperen kimselerdir. Bu ürpertiyi imanın ilk alameti sayarak, kalpte haşyet, mesuliyet duygusu ve ahiret şuuru bulunması gerektiğini söylüyor. Cemaate doğrudan sorular yöneltiyor: Seherlerde kalkıyor musun, Allah'ı zikrediyor musun, O'nun adı anıldığında gönlünde bir hareket oluyor mu?
Gözyaşının kıymeti
Sohbetin en çok üzerinde durulan bölümü gözyaşına ayrılmış. Hocaefendi, Allah korkusuyla dökülen bir damla yaşın kişiyi ateşten koruyacağını bildiren rivayeti aktarıyor. Mahşerde bütün gözlerin ağlayacağını, ancak dünyada Allah korkusuyla ağlamış gözlerin o gün ağlamayacağını bildiren rivayeti de naklediyor. Buradan çıkardığı ölçü şu: İki defa ağlamak yoktur; insan ya burada ağlar ya orada. Gözün donuklaşmasını, kalbin dünya sevgisiyle katılaşmasının bir işareti olarak yorumluyor. Ayrıca Allah yolunda dökülen terin de mahşer terine kefaret olacağına dair klasik eserlerden bir nakil paylaşıyor.
Kulağa gelen sesler
Sohbetin orta bölümünde hocaefendi kendi temennisini dile getiriyor: Kulağımıza gelen bütün seslerin bizi Allah'a, Resulüne ve ebedî saadete götürmesini istiyor. Sabah namazından sonra bir cüz Kur'an dinlemeyi, elde tesbihle istiğfara devam etmeyi tavsiye ediyor. Bu tavsiyeyi bir program değil, günün rengini belirleyen bir alışkanlık olarak sunuyor.
Sırat ve verilen teminat
Son bölümde hocaefendi, gecesini ibadete, malını ve ömrünü hayra veren kimse için Sırat'ın nasıl kolaylaşacağını anlatıyor; o kişinin oradan bir şimşek hızıyla geçeceğini ifade ediyor. Mevlana'dan naklettiği bir beyitle sözünü pekiştiriyor: Allah yolunda atılan bir adımın zarara dönüşmesi mümkün değildir. Zerre kadar hayrın zayi olmayacağına dair ilahî teminatı hatırlatarak sohbeti ümmet için yapılan dualarla bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.