Cömert Olmayı İkram Etmeyi Kaybettik! | Halil Konakcı Hocaefendi
Halil Konakcı Hocaefendi bu kısa sohbette çarpıcı bir tespitte bulunuyor: Cömertlik ve ikram, bir zamanlar bu milletin en tabii hâliyken bugün büyük ölçüde kaybedilmiş durumda. Sohbet, cömertliğin imanla olan bağını hatırlatıyor ve komşuluğun nasıl unutulduğunu somut örneklerle anlatıyor.
Cömertlik imanın alâmetidir
Hocaefendi, Cenâb-ı Hakk'ın kerem sahibi olduğunu ve cömertleri sevdiğini söyleyerek başlıyor. Aktardığı rivayete göre cömertlik ve kerem sahibi olmak imanın alâmetlerinden, cimrilik ve pintilik ise onun zıddı olan hâllerdendir. Yine anlatıldığına göre cömertler âhirette yüksek makamlara nâil olurken, cimrilik bu yakınlığa engel teşkil eder. Hocaefendi eli sıkı, kendi malından kimseye bir şey koklatmayan tipi mizahi bir dille tarif ederek meseleyi somutlaştırıyor.
Kaybedilen komşuluk
Sohbetin en dokunaklı kısmı bu başlıkta. Hocaefendi, cömertlik ve fedakârlık üzerine kurulmuş bir dinin mensubu olmamıza rağmen bu hasleti kaybettiğimizi söylüyor: Birbirimize yardım etmekten, birbirimizin sıkıntısını gidermekten uzaklaştık; "bana necilik" başladı. Apartmanlarda oturduğumuz hâlde yan komşumuzun, üst komşumuzun hâlinden habersiz yaşadığımızı, aynı binada oturduğumuz insanın ölüm haberini bile sonradan duyar hâle geldiğimizi ifade ediyor. Komşusunun karnının tok olup olmadığını bilmeyen bir hayatın Müslümana yakışmadığını vurguluyor.
Sahâbenin sofra edebi
Hocaefendi, ashâb-ı kirâmın sofraya yalnız oturmadığını anlatıyor. Birileri gelsin de beraber yiyelim diye beklerlerdi; kimseyi bulamadıklarında sokağa çıkıp bir misafir bulur, evine getirirlerdi. Bu tablo, sohbette bugünkü hâlimizle karşılaştırma yapmak için veriliyor.
Anlatılan bir latife
Hocaefendi geçmiş zamanlardan nakledilen bir hatırayı aktarıyor. Anlatıldığına göre bir kimse, arkadaşını mahcup etmek için haberi olmadan camide "Hadi filan kardeşimizin evine kahvaltıya gidiyoruz" der. Kalabalık eve varır; ev sahibinin hiçbir şeyden haberi yoktur. Buna rağmen arkadaşını yalancı çıkarmaz, hemen meyve ikram eder, bir yandan da mutfakta hazırlık yaptırır ve gelenlere kahvaltı verir. Uğurlarken de "Her gün böyle buyurun" der.
Bugün aynısını yapabilir miyiz
Hocaefendi bu hatırayı anlattıktan sonra dinleyicilerine dönerek soruyor: Bugün sabahın erken saatinde komşunun, hatta kardeşin kapısına "kahvaltıya geldim" diye varmak mümkün mü? Sokaktan birini sofraya oturtmak bir yana, en yakınımız geldiğinde bile ikrama mecalimizin kalmadığını söylüyor ve "Allah bizi affetsin" diyerek sohbetini bitiriyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.