CENNETLİKLERE VAAD EDİLEN NİMETLER! | Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde cennetliklere vaat edilen nimetleri anlatıyor. Vâkıa sûresinde ashâb-ı yemîn için sıralanan tasvirlerden yola çıkarak, hem nimetlerin çeşidini hem de bunların dünya ölçüleriyle tam olarak kavranamayacağını işliyor.
Vâkıa Sûresindeki Tasvirler
Hocaefendi âyet-i kerimelerde geçen manzarayı sırayla açıklıyor: İşlemeli tahtlar, köşkler, hiç yaşlanmayan hizmetçiler, baş ağrıtmayan ve sarhoş etmeyen kadehler, canın çektiği her çeşit meyve. Üzerinde durduğu ayrıntılardan biri, meyvelerin "kesilmeyen ve yasaklanmayan" olarak nitelenmesi. Bunu dünyadan bir mukayeseyle açıklıyor: Atalarımız "bal yiyen baldan usanır" demiştir; cennette ise her defasında yeni bir tazelik, ayrı bir tat vardır. Tasvirlerin sonunda gelen "yaptıklarına karşılık olarak" ifadesini de vurguluyor.
Karşılığın Ötesinde Bir İkram
Hocaefendi buradan ilginç bir noktaya geçiyor. Sayılan nimetler amellerin karşılığıdır; oysa Allah'ın kendi katından ayrıca vereceği fazlalıklar da vardır. Bunu anlatmak için bir hatıra naklediyor: Kıyafetini değiştirip sokakta dolaşan bir sultan, karşılaştığı zeki bir çocuğa dinî bir soru sorar. Çocuk güzel cevap verince ona bir miktar para uzatır; fakat çocuk "bunu ailem bende görse çaldığımı sanır" diyerek almak istemez. Sultan kendini tanıtınca çocuk yine ikna olmaz: "Padişah verirse böyle vermez, kese kese altın verir." Hocaefendi bu hatırayı, Allah'ın ikramının hak edilenle sınırlı kalmayacağına işaret olarak anlatıyor.
Korkanlar İçin İki Cennet
Sohbetin ikinci bölümünde Rahmân sûresinde geçen, Rabbinin makamından korkanlar için iki cennet bulunduğunu bildiren âyet ele alınıyor. Hocaefendi burada dikkatli bir kayıt koyuyor: Cennet dünyadan bize kapalı bir âlem olduğu için bunun keyfiyeti tam olarak bilinemez; müfessirlerimiz de bu noktada aynı ihtiyatı göstermişlerdir. Ardından bu iki cennetle ilgili nakledilen bir yorumu aktarıyor ve bunun kesin bir hüküm değil, bir yorum olduğunu kendisi açıkça belirtiyor.
İlk Girenler Arasında Olmak
Son bölümde hocaefendi cennete giriş sahnesine dair rivayetleri naklediyor. Kaynaklarda, mahşerde oluşacak safların büyük bölümünün ümmet-i Muhammed'den olacağına dair bilgiler bulunduğunu söylüyor. Ayrıca ümmetten kalabalık bir topluluğun hesapsız olarak, birbirine tutunmuş hâlde hep birlikte cennete gireceği ve yüzlerinin dolunay gecesindeki ay gibi parlayacağı rivayetini aktarıyor. Bu sayıların çokluktan kinaye olabileceğini de ekliyor.
Hocaefendi konuyu tamamlayamadığını, cennet nimetlerine başka sohbetlerde devam edeceğini söyleyerek sözünü bağlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.