Böyle desinler gayesi ile yapılan amellerin hepsi batıldır ! | Timurtaş Uçar Hoca
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde amellerin en sinsi hastalığı olan riyayı, yani gösterişi ele alıyor. Sohbetin başlığındaki hüküm doğrudan sohbette geçiyor: İnsanlar görsün, beğensin, "şöyle desinler" gayesiyle yapılan amellerin Allah katında bir karşılığı kalmıyor. Hocaefendi bu meseleyi ayet, hadis ve çarpıcı mahşer tabloları üzerinden anlatıyor.
Namaz ile hayat arasındaki tutarlılık
Hocaefendi, bir önceki dersin konusunu hatırlatarak başlıyor. Namazın hakkıyla kılınmasının istendiğini, insanın namazı ile hayatı arasında bir bağ bulunması gerektiğini söylüyor. Hem namaz kılıp hem haramla iç içe yaşamanın sürdürülebilir bir hâl olmadığını ifade ediyor ve gaflet içinde namaz kılanlar hakkındaki uyarıcı ayetleri hatırlatıyor.
Mahşerde kaybolan sevaplar
Sohbetin en akılda kalıcı bölümü, amel defterlerinin verildiği ana dair anlatımdır. Hocaefendi şu tabloyu çiziyor: Kişi defterini açar, dünyada yaptırdığı çeşmeyi, gittiği haccı, yaptırdığı camiyi arar; fakat karşılığını bulamaz. Sebebini sorduğunda, o amellerin dünyada iken insanlara duyurulduğu, isim ve unvan olarak kullanıldığı, dolayısıyla karşılığının orada alınmış olduğu kendisine bildirilir. Hocaefendinin buradan çıkardığı ders açık: Amelin ücretini kimden beklediğine dikkat etmek gerekiyor.
"Ameller niyetlere göredir"
Hocaefendi, İmam Buhârî'nin eserinin başına aldığı meşhur hadisi hatırlatıyor: Ameller niyetlere göre değerlendirilir; herkes ne niyet etmişse karşılığını ona göre alır. Bu sebeple namaza, oruca ve her hayırlı işe başlamadan önce niyetin hâlis tutulmasının esas olduğunu ifade ediyor.
Hicret örneği
Aynı hadisin devamında geçen örnek sohbette de anlatılıyor. Rivayete göre Mekke'den Medine'ye göç edenler arasında, hicretini Allah rızası için değil dünyevî bir maksatla yapan biri de bulunmuş ve bu hicretin muhacirlik sevabına ulaşmadığı bildirilmiştir. Hocaefendi bu örnekle, dıştan bakıldığında aynı görünen iki işin niyetle bambaşka sonuçlara vardığını gösteriyor.
Kaderi suçlamak yerine kendine bakmak
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, insanın kendi eksiğini görmek yerine takdire kabahat bulmasını eleştiriyor. "Kaderim bağlı", "kader bana oyun oynadı" gibi kalıpların, aslında kişinin kendi tercihlerinden doğan neticeleri örtmek için kullanıldığını söylüyor ve bu tür sözlerden sakınmak gerektiğini ifade ediyor. Ona göre çözüm baştadır: İşe hâlis bir niyetle başlamak, kimseden çekinmeden yalnız Allah rızasını gözetmek.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.