Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

Başını Kaldır! Müslüman İzzetini Korumalıdır | Abdurrahman Büyükkörükçü

👁 0 izlenme 👍 83 📅 19 Ağustos 2026 ⏱ 18:24
🎙️ Abdurrahman Büyükkörükçü 💚 Ahlak ve Edep
Kanalımıza Abone Olun ➥ https://www.youtube.com/@dinisohbetlertv/videos Hazreti Ömer (r.a.), bir Müslümana neden “Başını kaldır, omuzlarını dik tut ve İslam’ın izzetini koru!” diye seslendi? Abdurrahman Büyükkörükçü bu kıymetli sohbetinde; Müslümanın gurur ve kibre kapılmadan kendi değerini bilmesini, imanının izzetini korumasını ve toplum içinde nasıl bir duruş sergilemesi gerektiğini anlatıyor. Ayrıca günümüz gençliğinin neden örnek şahsiyetler bulmakta zorlandığına, sözlerin neden tesir etmediğine ve samimiyet ile ihlasın önemine dikkat çekiyor. “Mümin, gurura ve kibre düşmeden kendi kıymetini bilmelidir.” Allah’ın dinine tabi olmak büyük bir şeref ve izzettir. Rabbimiz bizleri Hazreti Ömer, Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ali gibi büyük şahsiyetlerin ahlakından ve duruşundan nasiplendirsin. Konuşmacı: Abdurrahman Büyükkörükçü Videoyu beğenmeyi, düşüncelerinizi yorumlarda paylaşmayı ve yeni dini sohbetlerden haberdar olmak için kanalımıza abone olmayı unutmayın. #AbdurrahmanBüyükkörükçü #HazretiÖmer #Müslüman #İslam #İman #DiniSohbetler
📝 Başını Kaldır! Müslüman İzzetini Korumalıdır | Abdurrahman Büyükkörükçü — Yazılı Anlatım

Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetine Hz. Ömer'e ait nakledilen kısa bir sahneyle başlıyor: Huzurunda ezilip büzülerek bir kenara oturan, kimseye karışmayan bir kişiye Hz. Ömer'in "Sen Müslüman değil misin? Şu başını kaldır" deyişi. Sohbetin tamamı bu sözün etrafında gelişiyor: Müminin izzeti nasıl korunur ve bu izzet kibirden nasıl ayrılır?

"Başını kaldır" derken kastedilen

Hocaefendi, Hz. Ömer'in bu sözünü aktarırken devamını da naklediyor: Kendini dik tut, omuzlarını ve boynunu dik tut, İslam'ın izzetini koru. Burada kastedilenin bir gösteriş veya büyüklenme değil, Müslüman olmanın verdiği değerin farkında olmak olduğu vurgulanıyor. Sohbette "El-İslâmü ya'lû ve lâ yu'lâ aleyh" sözü hatırlatılıyor: İslam yücedir, onun üstüne çıkılamaz. Hocaefendi, dinin Allah'ın dini olduğu için aziz olduğunu, ona tabi olan insanın da bu sebeple değer kazandığını söylüyor.

Örnek alınacak insanı arayan gençlik

Hocaefendi burada bugünün en büyük dertlerinden birine geçiyor: Gençliğin örnek alacak bir şahsiyet bulamaması. Hem içi hem dışı mamur zirve şahsiyetlerin azaldığından yakınıyor; genç insanın kendisini emanet edebileceği bir kucak arayışında olduğunu söylüyor. Peki böyle insanlar niçin yetişmiyor? Hocaefendi bu soruya kendi üzerinden başlayarak cevap veriyor: Duaların kabul olmayışında ve sözlerin tesir etmeyişinde, anlatanın söylediğiyle amel etmemesinin ve ihlastaki noksanlığın payı vardır.

Kibirsiz bir izzet

Hocaefendi, izzet ile kibir arasındaki ince çizgiyi ayırıyor. Mümin kendi kadrini ve kıymetini bilmelidir; ancak bunu gurura düşmeden yapmalıdır. Peygamber Efendimizin de zillete düşmeden, masiyete sapmadan tevazu göstermeyi istediğini belirtiyor. Mümin nerede olursa olsun "Ben Allah'ın seçilmiş kuluyum" diyebilmeli; ümmet-i Muhammed'den olmak şerefi ona yetmelidir.

En yakın düşman: nefis

Sohbetin ikinci yarısı nefis terbiyesine ayrılıyor. Hocaefendi, insanın iki baş düşmanı olduğunu söylüyor: Şeytan bazen içimizde bazen dışımızdadır, nefis ise sürekli içimizdedir. Nefsin hakka ve hakikate karşı insanın içinde zehirli bir yılan gibi dikildiğini anlatıyor. Tasavvuf ehlinin kitaplarında nakledilen bir kudsi rivayette Cenab-ı Hakk'ın "Nefsine muhalefet et, onu düşman bil; çünkü o benim karşıma düşman olarak dikildi" buyurduğu aktarılıyor. Kur'an-ı Kerim'de nefsini arındıranın kurtuluşa ereceğinin bildirildiği de hatırlatılıyor.

Nefsi frenlemenin karşılığı

Hocaefendi, nefis terbiyesinin gösterişe dönüşmemesi, sırf Allah rızası için yapılması gerektiğini vurguluyor. Sohbetin sonunda ahiretteki nimetleri anlatıyor: Orada yemenin, içmenin, istirahatin bir sınırı yoktur; ibadetlerin meşakkati de yoktur. Bu tabloyu, dünyada nefse biraz sahip olmanın karşılığını göstermek için kullanıyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.