Başını Kaldır! Müslüman İzzetini Korumalıdır | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetine Hz. Ömer'e ait nakledilen kısa bir sahneyle başlıyor: Huzurunda ezilip büzülerek bir kenara oturan, kimseye karışmayan bir kişiye Hz. Ömer'in "Sen Müslüman değil misin? Şu başını kaldır" deyişi. Sohbetin tamamı bu sözün etrafında gelişiyor: Müminin izzeti nasıl korunur ve bu izzet kibirden nasıl ayrılır?
"Başını kaldır" derken kastedilen
Hocaefendi, Hz. Ömer'in bu sözünü aktarırken devamını da naklediyor: Kendini dik tut, omuzlarını ve boynunu dik tut, İslam'ın izzetini koru. Burada kastedilenin bir gösteriş veya büyüklenme değil, Müslüman olmanın verdiği değerin farkında olmak olduğu vurgulanıyor. Sohbette "El-İslâmü ya'lû ve lâ yu'lâ aleyh" sözü hatırlatılıyor: İslam yücedir, onun üstüne çıkılamaz. Hocaefendi, dinin Allah'ın dini olduğu için aziz olduğunu, ona tabi olan insanın da bu sebeple değer kazandığını söylüyor.
Örnek alınacak insanı arayan gençlik
Hocaefendi burada bugünün en büyük dertlerinden birine geçiyor: Gençliğin örnek alacak bir şahsiyet bulamaması. Hem içi hem dışı mamur zirve şahsiyetlerin azaldığından yakınıyor; genç insanın kendisini emanet edebileceği bir kucak arayışında olduğunu söylüyor. Peki böyle insanlar niçin yetişmiyor? Hocaefendi bu soruya kendi üzerinden başlayarak cevap veriyor: Duaların kabul olmayışında ve sözlerin tesir etmeyişinde, anlatanın söylediğiyle amel etmemesinin ve ihlastaki noksanlığın payı vardır.
Kibirsiz bir izzet
Hocaefendi, izzet ile kibir arasındaki ince çizgiyi ayırıyor. Mümin kendi kadrini ve kıymetini bilmelidir; ancak bunu gurura düşmeden yapmalıdır. Peygamber Efendimizin de zillete düşmeden, masiyete sapmadan tevazu göstermeyi istediğini belirtiyor. Mümin nerede olursa olsun "Ben Allah'ın seçilmiş kuluyum" diyebilmeli; ümmet-i Muhammed'den olmak şerefi ona yetmelidir.
En yakın düşman: nefis
Sohbetin ikinci yarısı nefis terbiyesine ayrılıyor. Hocaefendi, insanın iki baş düşmanı olduğunu söylüyor: Şeytan bazen içimizde bazen dışımızdadır, nefis ise sürekli içimizdedir. Nefsin hakka ve hakikate karşı insanın içinde zehirli bir yılan gibi dikildiğini anlatıyor. Tasavvuf ehlinin kitaplarında nakledilen bir kudsi rivayette Cenab-ı Hakk'ın "Nefsine muhalefet et, onu düşman bil; çünkü o benim karşıma düşman olarak dikildi" buyurduğu aktarılıyor. Kur'an-ı Kerim'de nefsini arındıranın kurtuluşa ereceğinin bildirildiği de hatırlatılıyor.
Nefsi frenlemenin karşılığı
Hocaefendi, nefis terbiyesinin gösterişe dönüşmemesi, sırf Allah rızası için yapılması gerektiğini vurguluyor. Sohbetin sonunda ahiretteki nimetleri anlatıyor: Orada yemenin, içmenin, istirahatin bir sınırı yoktur; ibadetlerin meşakkati de yoktur. Bu tabloyu, dünyada nefse biraz sahip olmanın karşılığını göstermek için kullanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.