Allah’ın Dostları Kimdir? İman, Takva ve Velilik Üzerine | Abdurrahman Büyükkörükçü
Abdurrahman Büyükkörükçü Hocaefendi bu sohbetinde "Allah'ın dostları kimdir?" sorusunu ele alıyor. Cevabını verirken alışılmış beklentiyi biraz kırıyor: Velilik yalnız birkaç seçkin isme mahsus bir sıfat değildir; hocaefendiye göre iman şerefine erişmiş her mümin bu dairenin içindedir.
İman Şerefi Bir Seçilmişliktir
Sohbet, bir İslam beldesinde, Müslüman anne babadan dünyaya gelmiş olmanın kıymetiyle başlıyor. Hocaefendi bunun hiçbirimizin kendi tercihi olmadığını hatırlatıyor: Bu, ezelî takdirin bir neticesidir. Allah dilediği için olmuştur; bizim mümin olmamızı murat ettiğine göre hakkımızda hayır dilemiştir. Buradan da şu neticeye varıyor: Bütün müminler seçilmiş insanlardır, hepsi Allah dostudur.
Korku ve Hüzün Olmayanlar
Sohbetin dayandığı âyet, Allah'ın velileri için korku ve üzüntü olmadığını bildiren âyet-i kerime. Hocaefendi âyetin başındaki uyarı edatına dikkat çekerek, bunun herkesin duyması istenen bir mesaj olduğunu söylüyor. Buradaki "korku"yu saygı olarak açıklıyor: Bu kullar Rablerine duydukları saygı sebebiyle en zor günlerinde, hatta hastalık zamanlarında bile emri yerine getirmişlerdir. Karşılığında ne dünyada, ne ölüm anında, ne kabirde, ne kıyamette korku duyacaklardır. Geçmişteki dalgınlıkların ve küçük hataların ise Allah'ın lütfuyla iyiliklere çevrileceğini bildiren âyeti hatırlatıyor; bu yüzden mahzun da olmayacaklardır.
Kabir Karanlık Bir Yer Değildir
Hocaefendi kabir hayatını rivayetlerin gölgesinde anlatıyor. Sorgu meleklerinin geldiği, Rabbin, dinin ve kitabın sorulduğu, bilhassa Peygamber Efendimizle ilgili sorunun sorulduğu naklediliyor. Güzel bir imanla ölen mümin "O benim peygamberim, benim her şeyimdir" diye cevap verince, Müslim'de yer aldığını belirttiği rivayete göre kabri enine boyuna yetmişer arşın genişletilir ve ona cennetten bir pencere açılır. Hocaefendi bu sebeple ölümden korkulmamasını, kabri havasız ve kimsesiz bir yer sanmamayı tavsiye ediyor; orası ahiret duraklarının ilkidir ve müjdeler orada başlar.
Hamd Sancağının Altı
Sohbet kıyamet gününe uzanıyor. Hocaefendi, Peygamber Efendimizin ümmetini uzaklardan görüp kendi sancağının altına çağıracağını, o sancağın bir koruma ve muhafaza olduğunu anlatıyor. Havz-ı Kevser'den içmek de bu müjdelerin arasında zikrediliyor.
Bir Hatıra: Nimeti Büyük Olanın
Son bölümde hocaefendi bir hatıra naklediyor. Babasının hocası, onun için "hasetçilerin büyük olsun" diye dua edince babası şaşırır; hocası tebessümle "nimeti büyük olanın hasetçisi de büyük olur" der. Hocaefendi bu vesileyle asıl ölçüyü tekrarlıyor: Yol, sünnetle amel etmek ve Kur'an'a bağlanmaktır.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.