Ali Ulvi Kurucu Belgeseli, Peygamber aşığı şair, hafız ve ilim adamı Ali Ulvi Kurucu'nun seksen yıllık ömrünü Konya'dan Mısır'a, oradan Medine'ye uzanan bir yolculuk olarak anlatıyor. Belgeselde aile hatıraları, onu tanıyanların anlatımları ve kendi sözleri bir araya getirilerek Mehmet Akif'in izinden giden bir şairin portresi çiziliyor.
İlim ve irfanla yoğrulmuş bir aile
Ali Ulvi Kurucu 3 Mart 1922'de, babasının imamlık yaptığı, Konya'ya bağlı bir köyde dünyaya geldi. Belgesele göre dedesi Veis Efendi, Konya'daki Dolav Camii'nde maddi sıkıntılara rağmen yıllarca ücret almadan hizmet etmiş, ömrünü talebe yetiştirmeye adamış bir âlimdir. Amcası Mustafa Efendi ve babası İbrahim Efendi de bu ilim silsilesinin halkalarıdır. Annesini bir buçuk yaşında kaybeden Ali, dedesinin yanında büyüdü.
Hafızlık ve Konya yılları
Dedesi torununun önce hafız, sonra âlim olmasını arzu eder; babası da "Dedenin duası kabul oldu, gel hafızlığa başlayalım" diyerek onu hafızlığa başlatır. Belgeselde, yaygın usulün aksine hafızlığa baştan başladığı anlatılıyor. Konya'ya döndükten sonra makam ve kıraat dersleri alır, 1933'te Kapı Camii'ndeki mukabelelerde baş hafızlık yapar. Onu tanıyanlar, hafızlığa yeni başlayanlara sabırla yol gösteren örnek bir insanı hatırlıyor. Belgesel, gençliğinde futbolla ilgilendiğini ve sağ açıkta oynadığını da sevimli bir ayrıntı olarak aktarıyor.
Mısır'da şiirle tanışma
Mısır yıllarında klasik divan şairlerini okuyan, aruz veznini öğrenen Kurucu, divan okumak için kilometrelerce yürüdüğünü anlatıyor. Belgeselde Mustafa Sabri Efendi'nin "O da İslam'a şiirle hizmet etsin" sözünün onu cesaretlendirdiği, ilk şiir hocasının ise onun oğlu İbrahim Sabri Bey olduğu ifade ediliyor. Safahat'la tanışması hayatında dönüm noktası olur; Akif'i "ruhumun tercümanı" diye anar.
"İkinci Akif"
Genç şairin, Akif gibi şair olabilmek için hacet namazı kılıp dua ettiği anlatılıyor. Belgeselde konuşan edebiyatçılar onu aruzu günümüzde en iyi kullanan isimlerden biri olarak değerlendiriyor; dini ve sosyal konuları şiirle işleyişi sebebiyle Akif'le mukayese ediliyor. İslam dünyasından önemli eserleri Türkçeye kazandırdığı, şiirlerinin dini ve klasik formlarda bestelendiği de belgeselde yer alan bilgiler arasında.
Aile hayatı ve Peygamber sevgisi
Evlatları onu eşine vefalı, ailesine sabırlı ve takdirini esirgemeyen bir baba olarak anlatıyor. Belgesele göre en belirgin vasfı Peygamber sevgisidir. Bu bölümde Kurucu'nun, Peygamber Efendimiz'i bir kanepede istirahat ederken gördüğünü anlattığı bir hatırası da yer alıyor. Ali Ulvi Kurucu 3 Şubat 2002'de Medine'de vefat etti ve Cennetü'l-Baki'ye defnedildi.
Bu yazı, belgeselin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.