Ahirzaman Kıyamet Alametleri ve Son Devre | Tahir Büyükkörükçü Hocamız
Bu sohbette, ahir zaman ve kıyamet alametleri konusu, meseleyi korku üzerinden değil bir tarih bilinci üzerinden kuran bir çerçeveyle ele alınıyor. Konuşmacının ana vurgusu şu: içinde bulunduğumuz devir, insanlık tarihinin son devresidir ve bu devrenin sahibi Peygamber Efendimiz'dir. Sohbette bu iddia, klasik kaynaklardan nakledilen rivayetler ve büyüklerden aktarılan sözlerle temellendiriliyor.
Hz. Âdem'in tövbesi ve tevessül
Sohbetin çıkış noktası, Hz. Âdem'in cennetten ayrılışı ve uzun süren pişmanlığı. Anlatılan rivayetlere göre Hz. Âdem, "Rabbimiz, biz kendimize zulmettik; bizi bağışlamazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz" mealindeki niyazla Rabbine yöneldi. Konuşmacı, Tirmizî gibi kaynaklarda yer aldığını belirttiği bir rivayeti aktarıyor: Hz. Âdem, yaratılışı sırasında arşın üzerinde kelime-i şehadetin yazılı olduğunu gördüğü için, affını Peygamber Efendimiz'in hürmetine istemiştir.
Peygamberlerden alınan söz
Sohbette, bezm-i elestte ve peygamberlerin ruhlarından alınan misakla ilgili rivayetler de naklediliyor. Anlatılana göre gönderilen bütün peygamberlerden, kendi devirlerinde Efendimiz'e yetişmeleri hâlinde ona iman edip yardım edecekleri hususunda söz alınmıştır. Konuşmacı bunu, peygamberler arasında bir çekişme değil bir devamlılık bulunduğunu göstermek için zikrediyor.
Kıyamete kadar tek bir devir
Sohbetin en çok üzerinde durulan başlığı bu. Konuşmacı, Peygamber Efendimiz'den sonra yeni bir peygamber ve yeni bir kitap gelmeyeceğini; dolayısıyla kıyamete kadar geçecek bütün zamanın tek bir devrenin içinde olduğunu söylüyor. Bunun bir keşif ya da keramet iddiası olmadığını, doğrudan inancın temel bir esası olduğunu belirtiyor. Buradan çıkardığı sonuç şu: her çağın insanı, kendi meselelerinin çözümünü aynı kaynakta aramak durumundadır.
Kalan zamanın azlığı
Sohbette, Peygamber Efendimiz'in bir gün sabahtan akşama kadar süren uzun bir konuşmayla yaratılıştan kıyamete kadar olacakları haber verdiğini bildiren rivayet naklediliyor. Bu anlatımda, dünyanın ömründen kalan kısmın, o gün ikindiden sonra kalan gündüz kadar az olduğunun bildirildiği aktarılıyor. Konuşmacı bunu bir tarih hesabı yapmak için değil, bir sorumluluk hatırlatması olarak kullanıyor.
Nesli imanla ve şuurla yetiştirmek
Konuşmacının bütün bu anlatımlardan çıkardığı asıl vazife, gelecek nesli iman, ilim ve şuurla yetiştirmektir. Alametleri konuşup seyirci kalmanın değil, kendi evinde ve çevresinde bir bilinç inşa etmenin gerektiğini söylüyor. Sohbetin sonunda, bu ümmetin darlıkta da bollukta da Rabbine hamdeden kullardan meydana geldiğini anlatan bir rivayet naklediliyor. Sohbet, kelime-i şehadetle son nefesi verebilme duasıyla tamamlanıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.