(99) Herşey Allah'ın (c.c.) İzniyledir - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, "her şey Allah'ın izniyledir" hakikatini iki ayrı kapıdan ele alıyor: önce tesadüf diye bir şeyin bulunmadığını, sonra da ahirete iman edilmediğinde hayatın nasıl bir hırs yarışına dönüştüğünü anlatıyor. Sohbet üç ayların ortasında, Berat Kandili öncesinde yapılıyor.
Üç Ayların Müşterileri
Hocaefendi söze, üç ayları bir çarşıya benzeterek başlıyor: Allah'ın açtığı bu mübarek pazarın mutlaka müşterileri vardır. Belki biz o müşterilerden olamayabiliriz, ama bu günleri hakkıyla değerlendiren salihler ve âlimler her zaman bulunur; onların hürmetine bizim de rahmete nail olmayı ummamız gerekir.
"Tesadüf" Kelimesinin Yeri Yok
Sohbetin en dikkat çekici bölümlerinden biri, tesadüf kavramına yapılan itiraz. Hocaefendi, tesadüf kelimesinin müminin kaza ve kader inancına aykırı düştüğünü ifade ediyor. Allah'ın ilmi ve izni olmadan bir yaprağın bile düşemeyeceğini bildiren ayeti hatırlatıyor ve şunu soruyor: Bir sivrisineğin kanat çırpamayacağını söyleyip sonra "tesadüfen oldu" demek, insanın kendi inancıyla çelişmesi değil midir? Ona göre olayların üst üste gelmesinde bile hikmet, ibret ve imtihan vardır.
Müslüman Gözüyle Bakmak
Hocaefendi, çevremize sadece bakmanın yetmediğini, ibretle ve mümin nazarıyla bakmak gerektiğini söylüyor. Örnek olarak yıllardır ekranda kalan bir yerli diziyi veriyor: içinde her tip insan bulunmasına rağmen ne bir cami, ne bir cemaat, ne bir secde sahnesi yer alır. Hocaefendi bunu, hayatın manevi tarafının kasıtlı biçimde perdelenmesine örnek olarak gösteriyor ve seyredenin bu boşluğu fark etmesini istiyor.
Kabir Kapısına Kadar Süren İman
Sohbetin merkezindeki mesele, ahiret inancının kaybı. Hocaefendi, "dünyada ölümden başkası yalan" anlayışını, hayatın yalnızca görünen kısmından ibaret sayılması olarak niteliyor ve Kur'an'ın bu düşünceyi yanlış bulduğunu, böyle düşünenlerin ahiretten gafil olduğunu bildirdiğini aktarıyor. Bu bahiste Bakara suresinin 96. ayetini okuyup açıklıyor: hayata en çok bağlanan, uzun yaşamayı en çok arzu eden bir hırs hâli tarif ediliyor. Hocaefendinin buradan çıkardığı sonuç şu: hayat kabir kapısında biter zannedildiğinde insanı dizginleyecek bir şey kalmaz; asıl felaket buradan doğar. Yeryüzünde yaşamanın bir gayesi ve bir bedeli vardır; gaye ibadet, bedel ise ya cennet ya cehennemdir.
Kandil ve Ramazan Hazırlığı
Sohbet, yaklaşan Berat Kandili programının duyurusuyla ve Ramazan öncesi bir çağrıyla tamamlanıyor. Hocaefendi geçim sıkıntısının arttığını hatırlatarak mahalledeki yetimleri, öksüzleri ve geçinemeyen aileleri gözetmeyi tavsiye ediyor; herkesin çevresinde bu ihtiyaç sahiplerini bulabileceğini söylüyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.