(79) İnsanın Değişken Yapısı (28-05-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu dersinde Yunus sûresi tefsirine devam ederken sûrenin ısrarla üzerinde durduğu bir konuyu ele alıyor: insanın değişken yapısı. İnsan varlık içinde başka, darlık içinde bambaşka olabilmektedir. Hocaefendi bu değişkenliği, Kur'an'ın insana yönelttiği nankörlük uyarısıyla birlikte okuyor.
"İşler İyi Değil" Diyen İnsan
Hocaefendi konuya gündelik bir gözlemle giriyor. Kime sorsanız işlerin iyi gitmediğini söylediğini; hâlbuki insanın ancak daha kötü bir duruma düştüğünde bugünkü hâline "iyiymiş" diyeceğini anlatıyor. Nimeti görmemenin bu hâlinin Kur'an'da insanın çok nankör olduğunu bildiren ayetlerle haber verildiğini hatırlatıyor. Buna örnek olarak birkaç fabrikası bulunduğu hâlde "biz fakir sayılırız" diyen bir tanıdığını anlatıyor.
Şükür Nimeti Artırır
Hocaefendi burada bir başka ayeti hatırlatıyor: şükrederseniz nimet artırılır, nankörlük ederseniz azap şiddetlidir. Şükrü sadece dille söylenen bir söz olarak değil, nimetin sahibini hatırlamak ve takdir etmek olarak açıklıyor. Ona göre elindekinin kıymetini bilen kimse için o nimet bereketlenir.
Karada ve Denizde Yürüten
Dersin ana ayeti, insanı karada ve denizde yürütenin Allah olduğunu bildiren ayet. Hocaefendi bunu somutlaştırıyor: kendi ayağınla yürüsen de yürüten O'dur, bir binek üstünde gitsen de, bir vasıtaya binsen de o vasıtayı var edenin yarattıklarıyla gidiyorsundur. Bu münasebetle binek hayvanlarından bahseden ayete de değiniyor ve ayetin sonundaki "sizin bilmediğiniz daha nicelerini yaratır" ifadesinin, sonradan ortaya çıkan bütün ulaşım vasıtalarını kapsayacak genişlikte olduğunu söylüyor.
Fırtınadaki Gemi
Sûrenin anlattığı sahne dersin doruk noktası. Gemi tatlı bir rüzgârla yol alırken içindekiler şımarır, gezinti ve eğlence sürer. Sonra beklenmedik bir fırtına çıkar, dağlar gibi dalgalar her taraftan kuşatır. O anda bütün imkânlar bitince herkes bütün samimiyetiyle Allah'a yalvarır ve söz verir: bizi bu beladan kurtarırsan mutlaka şükreden kullarından olacağız. Hocaefendi bu sözün ne kadar içten verildiğini anlatıyor; ardından ayetin devamındaki tabloyu hatırlatıyor: kurtarıldıklarında verdikleri sözü unuturlar. İnsanın değişken yapısı tam olarak budur.
Bir Kölenin Sözü
Dersin sonunda hocaefendi tarihten bir hatıra naklediyor. Fikirleri sebebiyle efendisinin işkencesine uğrayan, kolu kırılan bir köleye bu fikirlerinden vazgeçmesi söylenir. Köle şu cevabı verir: kolumu kırdın, ayağımı da kırabilirsin ama fikrimi öldüremezsin. Bir düşmanı yenmenin en sağlam yolu, ondaki düşmanlığı ortadan kaldırmaktır. Hocaefendi bu sözü, fikirlerin yasaklarla değil ancak konuşarak ve ikna ile ele alınabileceğine dair bir örnek olarak aktarıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.