(29) Gerçek İman Edenler (12-02-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi, cuma derslerinde okumakta olduğu Yunus sûresine devam ettiği bu sohbetinde, "gerçekten iman edenler" ifadesi üzerinde duruyor. Ayette imandan sonra salih amel şartının getirilmiş olması, hocaefendinin bütün sohbet boyunca döndüğü nokta oluyor: İnandığını söylemekle inandığı gibi yaşamak aynı şey midir?
Hiç Değilse Bir Sûre
Sohbetin girişinde hocaefendi, Kur'an'ın tamamını ehlinden okumaya ya da dinlemeye ihtiyaç bulunduğunu, bunun bir mecburiyet olduğunu söylüyor. Ancak himmetlerin düştüğü, ideallerin zayıfladığı bir zamanda hiç değilse bir sûreyi takip edebilmiş olmanın kıymetine dikkat çekiyor. Yeryüzünde milyonlarca müslümanın bu kitaptan hiçbir şey öğrenmeden, hiçbir hükmünü yaşamadan gelip geçmesini büyük bir kayıp olarak niteliyor.
Zarardan Kurtulanlar
Hocaefendi bu noktada Asr sûresini hatırlatıyor. Sûreye göre bütün insanlık zarar içindedir; bundan istisna edilenler ise iman edenler, salih amel işleyenler, birbirine hakkı tavsiye edenler ve birbirine sabrı tavsiye edenlerdir. Hocaefendi son şartın üzerinde ayrıca duruyor: İman bir sabır işidir. Her türlü sıkıntıya rağmen imanlı kalmak, inandığı gibi yaşamayı sürdürmek sabır ve sebat ister.
Amellerin En Hayırlısı
Sohbette aktarılan bir hadise göre amellerin en faziletlisi, devamlı olanıdır. Hocaefendi bunu şöyle açıklıyor: Yaptığın az olabilir, ama sürekliyse en hayırlısı odur. Bir müddet yapıp sonra bırakan, sonra tekrar dönen, tekrar vazgeçen bir tutumun müslümanlıkla bağdaşmadığını; hakkı bulduktan sonra çizgi ve yol değiştirmemek gerektiğini söylüyor.
Mülk Kimindir
Sohbetin orta bölümü, gündelik dilde farkında olmadan kullanılan ölçüsüz ifadelere ayrılıyor. Hocaefendi, insanlar için "yaratıcı" gibi tabirlerin kullanılmasının yanlış olduğunu belirtiyor ve Kur'an'ın sorusunu hatırlatıyor: Allah'tan başka bir yaratıcı var mı? Her sanatkârın kendi eserinin sahibi olması gibi, yaratanın da yarattığının sahibi olduğunu; göklerin ve yerin mülkünün Allah'a ait bulunduğunu anlatıyor. Bunun günlük hayattaki ispatı da basittir: "Evim, dükkânım, fabrikam" diyen kişi değişir; mülkü kimse ebediyen elinde tutamaz. Kıyamet günü sorulacak "bugün mülk kimindir" sorusuna Kur'an'ın kendi verdiği cevabı hatırlatıyor.
İman Nedir, Nasıl Anlaşılır
Sohbetin son bölümünde hocaefendi, Mekke'de yaşananlara dönüyor. Oturmuş bir düzenin içine yeni bir çağrı geldiğinde iki tavır ortaya çıkmıştır: gelen sistemi, peygamberi ve kitabı kabul edenler ile bunu hiç kabul etmeyenler. Hocaefendiye göre imanın ne olduğunu doğru anlamak, ismine ve diline bakarak hüküm vermek yerine Kur'an'ın koyduğu ölçüye başvurmak gerekir.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.