Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(236) Şeytanın Uşakları - Timurtaş Uçar Hocaefendi

👁 802 izlenme 👍 14 📅 24 Mart 2013 ⏱ 1:03:47
🎙️ Timurtaş Uçar ⏳ Ahiret ve Kabir
Sesli (mp3) Sohbet-236 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (236) Şeytanın Uşakları - Timurtaş Uçar Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, bir önceki haftanın konusunu genişleterek insanın en kolay kaptırdığı sermayeyi konuşuyor: zaman. Ardından duyduğu her habere inanan bir toplumun nasıl yönlendirilebileceğine ve adaletin gerçek ölçüsüne geçiyor. Sohbet boyunca tekrarlanan uyarı şu: aldanmamak için önce ölçüyü doğru yerden almak gerekir.

İki Nimette Aldananlar

Hocaefendi, Peygamber Efendimiz'in kısa fakat manası geniş bir hadisini hatırlatıyor: iki nimet vardır ki insanların çoğu onlarda aldanmıştır; sıhhat ve boş vakit. Buradan hareketle, mahşer günü başka hiçbir şeyin hesabı sorulmasa yalnızca israf edilen vaktin hesabı sorulsa hiç kimsenin kendini kurtaramayacağını söylüyor. Kendisini de bu uyarının dışında tutmuyor; "kendi çapımızda söylüyoruz" diyerek Allah'a kulluk şuuruyla vaktini değerlendiren istisna kulların her devirde bulunduğunu belirtiyor.

Helal, Haram ve Şüpheli Olan

Sohbette Nu'mân b. Beşîr'den nakledilen ve Buhârî'de yer alan meşhur hadis okunuyor. Hocaefendi bu hadisi, helal ile haramın açık olduğu, ikisi arasında ise insanların çoğunun bilmediği şüpheli alanların bulunduğu çerçevesinde açıklıyor. Buradaki ölçü, şüpheliden sakınmanın hem dini hem de kişinin itibarını koruduğudur.

Haberi Araştırmadan Kabul Etmeyin

Sohbetin en çok üzerinde durulan başlığı bu. Hocaefendi, bir haber ulaştığında onu araştırmayı emreden ayeti hatırlatıyor: yoldan çıkmış bir kimse size bir haber getirirse onu araştırın; yoksa bilmeden bir topluluğa zarar verir, sonra pişman olursunuz. Buradan çıkardığı sonuç nettir: haberin kaynağı tahkik edilmeden, doğrulanmadan kabul edilemez. Dünyanın dört bir yanından haber akışını birkaç büyük ajansın belirlediği bir çağda, bir Müslümanın duyduğu her şeyi olduğu gibi doğru kabul etmesinin doğru olmadığını ifade ediyor. Ölçüyü de güzel bir benzetmeyle koyuyor: haberi getiren Hz. Ebû Bekir gibi sıdkıyla tanınmış biri olsa tereddütsüz kabul ederdik; kaynağı bilinmeyen bir haber ise araştırmayı hak eder.

Hz. Ömer'in Sofrası

Sohbetin son bölümünde anlatılan hatıraya göre Hz. Ömer bir vilayete gittiğinde sofrasına beyaz buğday ekmeği ve bal şerbeti konur. Yemeğe başlamadan önce sorar: bu memleketin en fakiri de bunu bulup yiyebiliyor mu? "Hayır, bunu ancak ileri gelenler bulabilir" cevabını alınca "Kaldırın" der. Hocaefendi bu hatırayı, yöneticinin sorumluluğunu anlatmak için naklediyor: idare edenin, idare ettiği halkın en muhtacının yediğini yemeden, giydiğini giymeden vicdanının rahat olamayacağını söylüyor. Adaletin ancak böyle bir duyarlılıkla kurulabileceğini vurguluyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.