(21) Dinimiz Davamız Olmalı (05-03-1999) - Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi
Ahmet Vanlıoğlu Hocaefendi bu dersinde Yunus suresini ayet ayet okumaya devam ediyor. Bu haftanın konusu, insandaki acelecilik ile Allah'ın kullarına muamelesindeki teenni arasındaki fark. Sohbet, "niçin hemen olmuyor?" sorusuna Kur'an'dan bir cevap veriyor.
İnsan acelecidir
Hocaefendi, insanın fıtratı itibarıyla hep kendi lehine olduğunu sandığı işlerin peşinde koştuğunu ve olmasını istediği şeylerin bir anda gerçekleşmesini beklediğini söyleyerek başlıyor. Oysa acele ettiğimiz şeyin gerçekten lehimize olup olmadığını çoğu zaman hesaplamıyoruz.
İzin vermek ile razı olmak aynı şey değil
Dersin en önemli ayrımlarından biri burada yapılıyor. Hocaefendi, âlemde olan her şeyin Allah'ın dilemesi ve izniyle olduğunu; ancak izin verdiği her şeye rıza gösterdiği anlamına gelmediğini anlatıyor. Bir insan küfrü tercih ettiğinde Allah onun önüne duvar örmez, fakat Kur'an'da kullarının küfrüne razı olmadığını bildirir. Hesap günü sorulacak olan da budur.
Şer de acele gelseydi
Sohbetin merkezindeki ayet-i kerimede Allah şöyle buyurur: eğer insanlar hayra kavuşmak için acele ettikleri gibi Allah da onlara şerri acele verseydi, ecelleri çoktan tamamlanmış olurdu. Hocaefendi bu ayetten şu neticeyi çıkarıyor: bugün hâlâ nimet içinde yaşıyor olmamız, mutlaka haklı ve isabetli davrandığımızın değil, Allah'ın lütfederek musibeti tehir ettiğinin işaretidir. Bugün gelmesi gereken bir belanın on sene sonraya ertelenmesi de başlı başına bir nimettir.
Helak olan kavimlerin sebepleri
Hocaefendi, Kur'an'da helak edilmiş ümmetlerden söz edildiğini; o ümmetleri helake sürükleyen sebeplerin bu ümmette de bulunduğunu söylüyor. Bu sebeple Allah'ın mühlet vermesini bir hak ediş değil, bir mühlet olarak okumak gerektiğini vurguluyor. Ahirete inanan bir insanın dünyadaki tatbikatının, inanmayanınkinden farklı olduğunu; her yaptığının hesabını vereceği inancını taşımanın davranışları baştan sona değiştirdiğini anlatıyor.
Firavun'a sorulan soru
Ders, ilginç bir hatırlatmayla sürüyor. Anlatılana göre Firavun'a "sen kimsin ki ilahlık iddia ediyorsun" diye sorulduğunda, "söyledim de kimse itiraz etmedi" cevabını vermiş. Hocaefendi bu cevabın bize bakan yüzüne dikkat çekiyor: hayrın kapılarını da şerre geçit verilmesini de bir ölçüde kendi amellerimiz belirliyor.
Camiden ve cemaatten kopmamak
Sohbetin son bölümü toparlanma çağrısına ayrılmış. Hocaefendi, toparlanmanın ilk belirtisinin vaktinde camiye gelmek olduğunu söylüyor; mabede küsmenin dinden uzaklaşmanın ilk alameti sayılabileceğini ifade ediyor. Ayrıca semtte inşaatı devam eden bir cami için cemaate yardım çağrısı yapıyor ve "cami yapma konusunda ihmalci olmayın" diyerek dersi bağlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.