Tümü 🏠 Aile ve Toplum ⏳ Ahiret ve Kabir 💚 Ahlak ve Edep 🤲 İbadet ve Namaz 🕌 Hadis ve Sünnet 🗣️ Genel Sohbet 🌙 Peygamber Kıssaları 💬 Nasihat ve Öğütler 📖 Kur'an ve Tefsir 📿 Dua ve Zikir 🕋 Hac ve Umre ⚖️ Helal Haram ☪️ İman ve İtikat 🌛 Ramazan ve Oruç 🌾 Kader ve İmtihan 📚 Kıssalar ve İbretler 📜 İslam Tarihi ✨ Tasavvuf ve Maneviyat

(17) Allah'ın (c.c.) Koyduğu Nizam - Timurtaş Uçar Hocaefendi

👁 577 izlenme 👍 7 📅 9 Mart 2013 ⏱ 1:06:07
🎙️ Timurtaş Uçar ⏳ Ahiret ve Kabir
Sesli (mp3) Sohbet-17 http://www.ilimmeclisi.org
📝 (17) Allah'ın (c.c.) Koyduğu Nizam - Timurtaş Uçar Hocaefendi — Yazılı Anlatım

Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, Allah'ın yeryüzüne koyduğu düzenin iki temel unsurunu ele alıyor: kitap ve mizan. Bir önceki dersin devamı olan bu ders, Hadîd suresinin 25. ayet-i kerimesi etrafında şekilleniyor.

Ayetin çerçevesi

Hocaefendi, ayet-i kerimede Allah'ın peygamberler gönderdiğini, onlarla birlikte kitap ve mizan indirdiğini bildirdiğini aktarıyor. Ayette peygamberlerin sayısının rakamla belirtilmediğine dikkat çekiyor; bunun ilahi hikmete bağlı olduğunu söylüyor. Peygamberlerin, peygamberliklerini ispat edici delillerle, Kur'an'ın beyyinât dediği açık belgelerle gönderildiklerini anlatıyor.

Kitaba iman, imanın esaslarındandır

Kitap bahsinde hocaefendi, amentüyü hatırlatıyor. Allah'a iman, meleklere iman ve üçüncü sırada kitaplara iman geliyor. Çocuklara küçük yaşta amentü ezberletmenin hikmetinin burada tecelli ettiğini; Müslümanın inanmakla mükellef olduğu kitapların daha en baştan iman esasları içinde yerini aldığını ifade ediyor.

Mizan nedir

Sohbetin asıl sorusu şu: kitapla beraber indirilen mizan nedir? Hocaefendi mizanın Arapça'da terazi, denge ve ölçü anlamına geldiğini açıklıyor. Allah bu ölçüyü insanlar bir kıstas, bir ayar kabul etsinler diye indirmiştir. Amaç, insanların kıvama gelmesi, yeryüzünde huzur ve saadet içinde yaşama imkânı bulmaları, hayatlarını bu ölçüler içinde düzene sokmalarıdır. Hocaefendi, konunun oldukça geniş olduğunu, vaktin darlığı içinde ancak akılda kalacak bazı cihetlerini toplu olarak anlatabildiğini söylüyor.

Ümmetin dağınıklığı

Dersin ikinci bölümünde hocaefendi, mizanın yani dengenin kaybedilmesinin toplumsal karşılığına geçiyor. İslam dünyasının kan kaybeden bir hastaya benzediğini; müminlerin dağınık, birbirinden habersiz ve birleştirici bir merkezden yoksun olduğunu anlatıyor. Bu meselelerin kürsüden konuşulmasının zorunlu olduğunu; olup bitene sırtını dönerek sadece hikâye anlatmanın vaizin işi olamayacağını söylüyor.

Nasreddin Hoca fıkrası

Bu noktayı somutlaştırmak için hocaefendi Nasreddin Hoca'nın meşhur fıkrasına başvuruyor: soğuk bir gecede kapısının önünde gürültü işiten Hoca'nın "bana ne" diyemeyip meseleye dâhil oluşu. Anlatılan fıkra, Müslümanın çevresinde olup bitene kayıtsız kalamayacağını hatırlatmak için kullanılıyor.

Anlatma imkânı bulamamanın sıkıntısı

Sohbetin sonunda hocaefendi kendi çaresizliğini dile getiriyor: İslam'ı anlatacak mekân, zaman ve imkânın yeterince bulunamadığından, hatta camilerde bile cemaat peyderpey geldiği için dersin bütünlüklü yapılamadığından yakınıyor. Derse başladığında salon boş, ders bittiğinde gelenlerin baştan söylenenleri kaçırdığını söyleyerek cemaatten erken gelmelerini rica ediyor.

Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.