(150) İslam'da Çocuk - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi bu sohbetinde, üzerinde uzun süredir işlediği çocuk konusunu sürdürerek meseleyi doğrudan fıtrat penceresinden ele alıyor. Sorusu açık: İnsan yavrusu neden diğer canlılardan farklı olarak eğitime muhtaç doğar ve bu çocuk hangi esaslara göre yetiştirilmelidir? Hocaefendi cevabı, insanın yaratılıştaki özel konumunda arıyor.
Her Canlının Nesli Bir Kanuna Bağlıdır
Sohbetin girişinde, yeryüzündeki her varlığın neslini devam ettirmek üzere yaratıldığı hatırlatılıyor. Ancak hocaefendi, bitkiler ve hayvanlar için geçerli olan kanunla insan için geçerli olan kanunun aynı olmadığını vurguluyor. Bitkinin ve hayvanın nesli, kendisine lazım olan bilgiyle donatılmış olarak dünyaya gelir; ayrıca bir talime, terbiyeye ihtiyaç duymaz.
Civciv, Oğlak ve İnsan Yavrusu Örneği
Anlatımını somutlaştırmak için hocaefendi üç örnek veriyor. Kuluçkadaki tavuğun altına konan tavuk ve ördek yumurtalarından çıkan yavrular suyla dolu bir leğene bırakıldığında ördek yavrusu hemen yüzmeye başlar; kimse ona bunu öğretmemiştir. Yeni doğan oğlak ayağa kalkar, hangi otun zehirli olduğunu ayırt eder. Kavun ve karpuz çekirdeği toprağa gömüldüğünde aynı karakterde meyve verir. İnsan yavrusu ise iki-iki buçuk yaşına kadar kendi başına kalkamaz, kendini koruyamaz; şefkate, merhamete, korunmaya ve eğitime muhtaçtır. Hocaefendi bunun ilahi bir kanun olduğunu, kimsenin bu kanunu değiştiremeyeceğini söylüyor.
Eğitimin Ölçüsü Ne Olmalı
Sohbetin ikinci bölümünde soru netleşiyor: Madem insan yavrusu eğitilecek, hangi ölçüye göre eğitilecek? Hocaefendi eğitim sistemi olmayan bir milletin ayakta kalamayacağını, eğitimini imana ve amentüye göre düzenlemeyen bir milletin de aynı akıbete uğrayacağını ifade ediyor. Ona göre asıl mesele burada başlıyor; toplumdaki birçok sıkıntının kökü bu ihmalde aranmalıdır.
Asıl İstikbal Ahirettir
Sohbetin en çok üzerinde durulan bahsi, "istikbal" kavramının yanlış kurulmuş olması. Hocaefendi, çocuğuna doktor, mühendis, memur olması için didinen ama onu Müslüman ve mümin yetiştirmeyi gaye edinmeyen bir anlayışı eleştiriyor. Altmış yetmiş yıllık bir ömrü istikbal saymanın yanlış olduğunu, mümin için asıl istikbalin ahiret olduğunu, cennet ile cehennem arasındaki tercihin gerçek gelecek meselesi sayılması gerektiğini anlatıyor.
Yol ve Üslup
Hocaefendi sohbetin sonunda, bu meselelerin çözümü için izlenmesi gereken yolu da tarif ediyor: kanunlar ve nizamlar çerçevesinde, şiddete başvurmadan, memleketin huzurunu ve asayişini bozmadan çalışmak. Gayenin İslam'ı anlatmak ve yaymaktan ibaret olduğunu, birlik ve beraberliğin korunması gerektiğini söyleyerek dinleyicileri dua ile uğurluyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.