(14) Allah'a (c.c.) Ortak Koşanlar - Timurtaş Uçar Hocaefendi
Timurtaş Uçar Hocaefendi Ramazan'ın son cuma vaazında bir kavramın üzerinde ısrarla duruyor: "müşrik" ne demektir? Hocaefendi bu kelimenin doğru anlaşılmadan Kur'an'ın indiği günlerin de, bugünkü meselelerin de kavranamayacağı kanaatinde. Sohbet buradan imtihan şuuruna ve Kur'an'la amel etme meselesine uzanıyor.
Bir kelimeyi bilmek, bir devri anlamak
Hocaefendi, vahyin indiği dönemde Mekke halkının itikat bakımından taşıdığı vasfa dikkat çekiyor. Kur'an'da sıkça geçen bu kavramın manası bilinmeden, o günlerin şartlarının da anlaşılamayacağını söylüyor. Buradan hareketle Kur'an kültürüne dayalı bir eğitimin eksikliğinden yakınıyor; mümin, münafık, müşrik gibi temel kavramların halk arasında yeterince bilinmediğini ifade ediyor.
Ömür sermayesi tükeniyor
Sohbetin girişinde dikkat çekilen bir başka nokta zamanın hızı. Hocaefendi, Ramazan günlerinin göz açıp kapayıncaya kadar geçtiğini, insanın ömrünün de aynı hızla eridiğini söylüyor. Ona göre bu akış içinde şuur ve idrak sahibi olmayan kimse, işin farkına ancak vakit geçtikten sonra varır. Bu sebeple gafletten ve cehaletten sakınmayı tavsiye ediyor.
Her nimet bir imtihan maddesi
Sohbetin en geniş bölümü imtihan şuuruna ayrılmış. Hocaefendi şu soruyu soruyor: Allah dileseydi bütün insanları aynı seviyeye getiremez miydi? Elbette getirirdi; fakat o zaman imtihan diye bir şey kalmazdı. Cennet ve cehennemin varlığının sebebini de bu imtihana bağlıyor. Akıl verilen kimseye sorumluluk da verilmiştir; verilen her nimetin hesabı sorulacaktır.
Bu manayı somutlaştırmak için gündelik hayattan bir örnek veriyor: bir eve elektrik veya su verilmeden önce sayaç takılır, çünkü kullanılan kadarının hesabı sorulacaktır. Hocaefendi'ye göre insana verilen imkânlar, servet ve kudret de böyledir. Zekâtın da bu çerçevede bir imtihan maddesi olduğunu söylüyor; malını sayıp dökümünü yaparak zekâtını hesaplamayı ve vermeyi ihmal etmenin ağır bir sorumluluk doğurduğunu ifade ediyor.
Kavanozun dışını yalamak
Sohbetin en çarpıcı benzetmesi son bölümde geliyor. Hocaefendi, içi bal dolu kapalı bir kavanozun dışını yalayan kimseyi tarif ediyor: bal oradadır, fakat kişiyle bal arasında cam vardır, dolayısıyla ona hiçbir faydası olmaz. Ona göre Kur'an'ı yüzünden veya ezbere okuyup da içindeki hükümlerle amel etmeyen kimsenin hâli de buna benzer. Hocaefendi bu tespitiyle dinleyicileri okumakla yetinmemeye, öğrendiğini hayata geçirmeye çağırıyor.
Ramazan'dan sonrası
Vaazın sonunda hocaefendi, Ramazan'ın bitmesiyle gayretin bitmemesi gerektiğini vurguluyor. Kadir gecesi ve teravih programlarına dair bilgiler vererek cemaati davet ediyor ve dua ile dersini tamamlıyor.
Bu yazı, sohbetin ana başlıklarını özetlemektedir; anlatımın tamamı için videoyu izleyebilirsiniz.